3 Nisan 2016 Pazar

İstanbul Yalıları - Fethi Ahmet veya Ahmet Fethi Paşa Yalısı

Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1992
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1992
Kuzguncuk Çarşı Caddesi  No:125  (Ada 512 / parsel 21)
Üslûbu      : Geleneksel
İnşa tarihi  : İlk binası XVIII. Yüzyıl sonu; XIX. Yüzyıl başlarında yenilenmiştir. 
(S.Hakkı Eldem, Eski Türk Evleri Plan Tipleri/DGSA, s.186)
Yüzölçümü: Binası 650 m2, 20 oda, 2 mutfak, 7 hol/koridor/antre, 6 sofa, 1 taşlık,
1 hela, 3 banyo, 2 yüklük, 1 hamam, 3 ofis. Arsası 1800 m2
Özelliği      : Dış ve iç planı, eski Türk yapı tarzı örneklerindendir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1926
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1926
Tarihçesi
“Boğaziçi’nin XVIII. Yüzyıl sonu yapısı en güzel yalılarındandır.” 
(H.Y. Şehsuvaroğlu-İst. Ansk. X/5710)

Fethi Ahmet Paşa, bugünkü selamlık bölümünü Defterdan’dan; yıkılan harem bölümünü Şeyhülislam’dan satın almıştır.
“Fethi Paşa’ya İsmet Bey’den intikal etmiştir. Fethi Paşa yalıya bugünkü şeklini vererek, köşkünü yaptırıyor. Fethi Paşa tarafından inşa ettirilen ve Üsküdar tarafında bulunan kısım 1927’de müştemilatı ile beraber yanmıştır.”
(H.Y. Şehsuvaroğlu, Akşam Gazetesi, 12 Şubat 1947) 
Mihrimah Sultan’ın torununun kocası Şeyhülislam’ın yalısı imiş. Bu aileden intikal ediyor. XVIII. Yüzyıl sonunda yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yukarıda kaydedilen İsmet Bey’in kimliği belirlenemedi. Ancak, 1227 (1812) tarihli, halen mermer kitabesi yalı girişinde -yan yatmış olarak duran- İsmet Bey Çeşmesi çağı hakkında fikir vermektedir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Selâmlık Bölümü
Selâmlık Bölümü, 1930'larda
“İsmet Bey Çeşmesi’nin orijinal durumu şöyle idi: Paşalimanı-Kuzguncuk yolu üzerinde, yalının karşısında yamaç duvarında bulunuyordu. Son derece harap vaziyette bulunuyordu. Kitabe mermeri dahi kaybolmuştur. Çeşmenin aynataşı dışındaki kısımları dökülmüş, altından horasan karışımı örtü meydana çıkmıştır. Aynataşı Osman Özdeş’in uğraşıları ile temizlenmiş ve resmi çekilmiştir.”
(Son durumlarını ve kitabelerini belirlemek için Osman Özdeş’in hazırladığı kitaptan 25.12.1977 tarihinde alınmıştır.)
Çeşmenin bânisi Arif Hikmet Bey’dir ve babası İsmet İbrahim hayratı olarak inşa ettirilmiştir.
Birbuçuk kıta’lık olan kitabesinin ancak aşağıdaki tarih beyti belirlenebilmiştir.
Cumhuriyetin başında vaziyet planı
 (Sedat Hakkı Eldem)
Fethi Ahmet veya Ahmet Fethi Paşa biyografisi: Babası Hafız Ahmet Ağa Rodos’lu olduğu için “Rodosizade”; Sultan Abdülmecid’in kızkardeşiyle evlendiği için de “Damad” olarak anılır. 1830’da Ferik (tümgeneral), 1833’te Viyana Büyükelçisi ve biraz sonra müşir (mareşal) oldu. Valilik ve Paris elçiliği yaptı. Ticaret Nâzırı, Meclisi Vâlâ Reisi, Harbiye Nâzırı ve Tophane Müşiri oldu ve 56 yaşında iken ölünce Divanyolu’nda Sultan Mahmut Türbesi bahçesine gömüldü. Bütün bu çeşitli ve önemli görevleri içinde en çok Tophane Müşirliği üzerinde durulur. Yalıyı satın aldıktan sonra ilaveler yaptırıyor. Böylece 234 senelik olan yalının Fethi Paşa devri başlıyor.”
(Fatma Kerimol’dan. 30.06.1976)
Yalı sonra Fethi Paşa’nın hanımına kalıyor. İlk çocuğu Besim Paşa ölmüş, diğer oğlu Mahmut Celâlettin Paşa Cemile Sultan’ın kocası, Taif’te Mithat Paşa ile beraber boğdurulmuştur. Daha sonra yalı Fethi Paşa’nın torunlarına intikal ediyor. Şevket Mocan hisseleri topluyor.
“Boyasından dolayı Pembe Yalı da denilen Fethi Paşa Yalısı’nın 1929-30 yıllarında boyaları dökülmüş ve harap bir hale gelmişti. Bundan sonra yalı Mocan Yalısı olarak da anılmaktadır. Şevket Mocan ölünce “kuzey bölümü” ikinci eşinden kızı Rüya Mocan’a; “güney bölümü” ilk eşinden kızı Ayşe Şemsa’ya kalmıştır.”
(1.     Macide Ekimoğlu – Tez/1970)
(2.     İstanbul Ansk.1971-X/5708)
(3.     İ.A.Gövsa-Türk Meşhurları “İst.Hürriyet Gazetesi Yayını”)

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Harem Bölmü
Harem Bölümü (sağda) yıkılmadan önce. 
Kaynak: S.H.Eldem-Türk Bahçeleri/Kültür Bakanlığı, 1975
Şevket Mocan’ın kızı Ayşe Şemsa, Rumelihisarı burnundaki 4 katlı, taş yalıyı yaptıran Zeki Paşa ile de akrabadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Cumhuriyet Başında
Ahmet Fethi Paşa Yalıları, Cumhuriyetin başında."Harem Bahçesi üç tarafından bina ile çevrilidir. Deniz cephesi ise duvar ile çevrilidir." (Sedat Hakkı Eldem-Türk Bahçeleri)
Yapının Plan Özellikleri
Artık pek ender olarak görülen “geleneksel yapı üslûbu’nun bir örneği olarak, güney, kuzey ve batı yönlerinde, ya eli böğründeli veya ahşap direk destekli çıkmalı odalar vardır. İkinci kattaki sofalar, plan özelliğine göre, salon/sofa şeklinde olmayıp, diğer salon, oda ve servis bölmeleriyle bağlantıyı sağlamaktadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Yemek Odası
Halen, kuzey/doğu köşesindeki yatak odası. Fotograf: Şevket Mocan zamanında yemek odası iken çekilmiştir. Tavan muşambası 1977 yazında sarkmış durumdaydı.

Cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. Harem binası yandıktan sonra “halen de Boğaz’da birçok yalılarda görüldüğü gibi” eski selamlık olan bugünkü bina, iki bölüm halinde harem ve selamlık gibi düzenlenmiştir.
12 m. genişliği, 8 m. derinliği olan 96 m2’lik büyük sofa, desteksiz “sütunsuz” olarak yapılmıştır. Pencere yükseklikleri 4 m.dir. Duvarlar dıştan ahşap kaplama olarak , bağdadî. Güney bahçe üst sofa parkeleri “yıldız tarzı” ve meşin kaplı “AŞ” armalı iskemleleri Bağlarbaşı’nda yıkılan Ayşe Sultan yalısından getirilmiştir. 20 odasının tavanlarının beşi sade, diğerleri Avrupa tarzında ve her oda ayrı desende ve üslûptadır. Şimdi bu yalı, tarihin ve sanatımızın güzel bir yadigarı halinde ayaktadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Bölümü
Taşlık, Kuzey bölümü-sağ ve solunda mermer selsebiller ve kanapeler var.
(Masa Fethi Paşa zamanından kalmadır, şimdi üst sofaya çıkarılmıştır.)

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Yemek Odası Kapısı
Eski yemek salonu/yeni yemek odası kapıları(yalının kuzey/doğu yönü)
Cumhuriyet’ten sonra, köşk ve hamamı yol için Belediye tarafından istimlak edilerek; güneydeki mutfak da sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Bugün sadece selamlık binası ile harem bahçesi ve o zamandan kalma, güzel/mermer fıskiyeli/heykelli havuzu kalmıştır. Kuzey/doğuda set üzerinde dikdörtgen havuzlu, bir çeşme de var, fakat suyu kesilmiştir. Yalı -1943/46 yılları arası – varislerinin gösterdiği ihtimamla yenilenmiş ve yıkılmaktan kurtarılmıştır. Yalnız tamir edilmekle kalmamış, içi eski zevke ve usule uygun bir şekilde döşenmiştir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Merdiveni
Taşlığa inen kuzey merdiveni
Sokağın mermer çeşmesi de yalının giriş kapısı yanına nakledilmiştir. Aynı vaziyet A.Hisarı Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nda da görülmektedir. Pencerelerden çıkan soba boruları yerine 4 baca yapılmış; pencere kafesleri kaldırılarak yerlerine pancurlar konulmuş; güney/batı odası pencereleri “dört iken” üçe indirilmiştir. Isıtma ilk zamanlarda yok, sonra çini sobalar kuruluyor. 1975 yılından itibaren güney bölümüne kalorifer tesisatı yapılmıştır. Fakat kışın soğuk olmaktadır.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Cephesi
Kuzey cephesi, çıkma ve ahşap sütunlar
Yazılı notlarımız üzerine, yalıda Ayşe Şemsa’nın 27.09.1990 günü bize verdiği cevaplar:
  1. Yalının şöhret bulunan ismi “Fethi Paşa Yalısı”dır.
  2. Yalı arkasına düşen koru Fethi Ahmet Paşa’ya; ona bitişik olan koru damadı müşir Sait Paşa’ya aittir.
  3. Mahmut Celalettin Paşa Fethi Paşa’nın oğlu idi; Sultan Hamid’in kızı Cemile Sultan’la evlenince Kandilli Sarayı’nda oturmaya başlamışlardı.
  4. Fethi Ahmet Paşa / Mocan Yalısının son malikleri: Fethi Ahmet Paşa’nın torunu Ayşe Mediha Hanım’ın oğlu Şevket Mocan Bey ve kızları Ayşe Şemsa ile Rüya Hanım oturuyorlar.
“Fethi Paşa Yalısı’nın cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. İlk yapılışı XVIII. Yüzyıl, yenilenmesi XIX. Yüzyıl başlarında olmuştur.”
(S.Hakkı Eldem, Sanat Dünyamız, 1974/1)

A.Fethi Paşa zamanında, Harem bahçesi için İtalya'dan getirtilen mermer statüler

A.Fethi Paşa zamanında, Harem bahçesi için İtalya'dan getirtilen mermer statüler

Mimari Biçimi
“Yalımızı bina eden (banisi) başkası; ama, tanınmıyor. Boğaz’ı renklendiren ilk baştaki bu yalı dömiklasik Türk tarzını koruyor. Bu yapı Selamlık binasıdır; Harem de aynı çatı altında iken, Paşa ayrı bir Harem dairesi yaptırmış. (1830-35) Bu küçük yalı bir kapalı geçit ile büyük yalıya ve bir yol üstü köprüsüyle koruya bağlanmıştır.
Torunları Harem yalısını Tobako Şirketine tütün deposu için kiralamışlar. (!) Sonunda bir gece yanıp kül olmuştur (1924); esas yalı bu afetten kurtulmuş ise de, yol genişletilmesi için (1936-38) harem bahçesi köşkü ve esas yalı hamamını Belediyeciler ve kuzey bahçesindeki kayıkhanesi ile mutfak binası da daha önceden, sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Esas yalının planı Türk evi için karnıyarık dedikleri tiptendir; zemin katına güney/kuzey eksenli uzunlama orta sofasının iki başındaki bahçe kapılarından girilir. Bu taşlık iki bölümlüdür; küçük bölümde tek kollu bir merdiven üst kata çıkar –yanıbaşında hamam geçiliyordu- ve bir çifte kapı ile de büyük taşlığa geçilir, serinlik veren selsebil ögeleri Türk tarzı ise de uç merdivenini yerleştirme ve iki mesned kolonunun volüt başlıklı biçimi Batı tarzı özentisindedir.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kitabesi
Yalının girişinde (karşı yamaçtan getirilerek) konulan İsmet Bey Çeşmesi tarih kitabesi
Bahçeye çıkılınca, üst kat oda ve çıkmaları omuzlayan ahşap direkler de yabancı biçimlendirmesi nedeni ile Paşa tarafından yapıla gelen eklemelerden sayılabilir. Bu ortası boşluklu iki kollu merdiven üst katla mekânı parçalamış ve oturma sofasının bir giriş holüne dönüşmesine neden olmuştur. Büyük sofa ve devamı olan diğer sofa, deniz yönünde esas odaları ve kara yönünde tâli mekânları birleştirmiş durumdadır. Orta yerinden oturma ve yatak odalarına yer verilmiş, baş tarafta ise, iyice deniz üstüne çıkmalı, Huzur odası ve Yeni oda bir degazman üzerinde toplanmış bulunuyor. Odalarda pencere önü sekileri yoktur; Avrupa’dan getirilen alafranga mobilyalar döşenmiştir odalara, bu eşyalar arasında oryantal yemek takımı da karıştırılmıştır. Tavanların dekorasyon ve profilleri ile kapı biçimleri de batı taklididir.
Bu Avrupaî ekler Paşa’nın kişiliğiyle bağlantılıdır. Damad Fethi Ahmet (Ahmet Fethi) Paşa elçi olarak Avrupa illerinde gördüğü yaşam tarzını Boğaz’a getiren ilericilerden birisi olmuştur.

Harem bahçesi havuz başını donatan statülerini Roma’dan getirtmesi, yeni Harem binası planında görülen son Barok ögeleri, elliptik sofası ile Sadullah Paşa Yalısı yıllarının Avrupaî akımını gütmesi bundan olmalıdır. Fathi Paşa’nın uygarlık tarihimizdeki yeri de pek önemlidir; heykeli sanat olarak alışıklık kazandırmaya götüren Yeniçeri mankenleri ile müzeciliği başlatan (1846-47) odur.
İşte bu Batılı görüş yalı mimarimizde detay yeniliklerini oluşturuyor idi; planın esas karakterini koruması ve cephelerinin de geleneksel espriyi sürdürmesi ile bir mücadele idi bu. Nitekim deniz üstü cephesi pek değişikliğe uğramamıştır, basık ve yarım daire kemer ve pancurları ile çıkmaların konsol biçimini alan eliböğründeleri bunu gösteriyor. Kuzey cephesinde görülen istinat ayakları, camekan şekilli dikey açıklıklı merdiven penceresi de yapı tarzına yabancı ise de esas görünümü zorlamamaktadır. Merdiven pencerelerinden görülen renkli çakıl taşlı zemin mozaiki, eski dönemin bir anısı olarak duruyor.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Zemin Kat Planı
Zemin kat planı

Fethi Ahmet Paşa Yalısı İkinci Kat Planı
İkinci kat planı
Fethi Paşa’dan önceki sahibi İsmet Bey’in bir çeşmesi var; kitabesi yalının bahçesinde duruyor idi ki üzerindeki tarih 1812 (1227)dir, ondan yıllarca önce de yalının ilk temellerini atmış olabilir?
Daha öncesinde Mihrimah Sultan torunu kocasına ait Şeyhülislâm Yalısı adı geçmekte ise de Fethi Paşa Yalısı ile bağlantısı halen belirsizdir.”

2 Nisan 2016 Cumartesi

İstanbul Yalıları - Abut Efendi Yalısı

Abut Efendi Yalısı 1992
Abut Efendi Yalısı 1992

Kandilli - Göksu Caddesi No: 19-21 ( Ada 932 / parsel 8 )
Üslubu: Neo-klâsik
İnşa Tarihi: XIX yüzyıl ortası. (1984-89 yılları arasında esaslı bir şekilde tamir görmüş ve mülkiyet değiştirmiştir.)
Mimarı: Karabet Amıra Balyan (1800-1866)
Yüzölçümü: Yalı:270 m2 Bahçesi: 1130 m2
Altunizade'lerden (Üsküdar'ın Kısıklı'sına giderken, Koşuyolu Caddesi başında cami, hamam, dükkanlar ve konak yaptırmış olan, Abdülmecid devri ticaret ve devlet adamlarından İsmail Fasa ailesinin lâkabı ) Necip Bey (Necip Bey, İsmail Fasa'nın oğlu ve Tuna Baltacıoğlu'nun da babasıdır.) kendisi için, Dolmabahçe Sarayının planından esinlenerek, mimar Karabet Amira Balyan'a bu yalıyı inşa ettirmiştir.

Abut Efendi Yalısı 1974
"Güney ve Batı Cepheleri" Fotograf: San Grafik, 1974
Necip Bey'den, Baron Vandoeuvre, ondan da Mehmet Abut Efendi ( Sultan II. Hamid devrinde. Ticaret Odası, Harbiye Nezareti Mubayaa Komisyonu ve Şirketi Hayriye reisliklerinde bulunmuştur) eşine hediye olarak satın almıştır.
Abut Efendi Yalısı "270 m2. lik" orta büyüklükte tek bir yapı içinde, fonksiyon ayrılığı ve aynı zamanda birliği gösteren, mükemmel bir plan orjinalliğine sahip, Boğaziçi'nin geçen yüzyıldan kalan ender yapılarındandır. Salonlar, sofalar, odalar, merdivenler, balkonlar, mutfak, dolaplar, kayıkhane, yüzme havuzu, hamam, kömürlük, odunluk, çeşmeler, yüklükler, merdivenler, nişler iyi kompoze edilmiştir. Ancak üst kat salonundaki dekorasyonda bir iddia ağırlığı gözleniyor. Yalının tümü 18 oda ve 2 sofa. Üst kat. yarım dikdörtgen bir sofa etrafında dönüyor. Bağdadilerde, hava ve rutubet için sağlam meşe ağacı kullanılmış.

Abut Efendi Yalısı İç cephe
Alt kat, bahçeye bakan doğu/güney köşk odası

Yalının dikkatimizi üstünde toplayan kısmı, ana giriş kapısının karşısındaki merdivene gelince; altta ve üstte -yine-palmiyeli camekanlar. Menteşeler gömme. Merdiven sol ve sağdan dönerek sahanlıkta birleşiyor; sonra tel olarak ikinci kata çıkıyor. Duvarlar mermerşahi taklidi. Merdiven altı yüklük. Merdivenin ve üstünde iki yanındaki altları beyzî balkonların korkulukları, ahşap geniş panolar halinde. Yarım kalp şeklindeki, üst sofa ve merdiven balkonlarının arkası küçük bir sahanlık. Bu merdivenin balkonları, ayakta kalmış yalılar içinde (maalesef sınıf tenzili ile yıktırılıp yerine kârgir bina yapılan) İstinye Recaizade yalısında vardı. Merdive boşluğunun üstü, ışık feneri ve motifi.

İsmail Paşa ve Abut Efendi Yalıları. 1990
İsmail Paşa ve Abut Efendi Yalıları. İsmail Paşa yanarken arkadaki köşk de yanmış 1990'da yeniden inşa edilmiştir

Nihayet, yalının kasır dekorasyonu ve planında; ağır süslemeleri, tabloları, perdeleri, kornişleri, avizeleri ve sütunlarıyla zülveçheyn (iki cepheye de açık) salonu. Balyan mimar, sadece planda değil, perde ve kornişlerde de Beylerbe'yi ve Dolmabahçe sarayları tarzında, yekpare, kabartma armalı ve yaldızlı süslemeler kullanmış.
Zemin katında bir de, pek zarif musluk taşı ile - iki aynalı barok üsluba yakın süsleriyle - mermer kurnalı, devrinden kalma küçük bir hamamı var. Hamam ve mutfak adeta ayrı bir bölüm. Birinci kat koridoruna dönen bir servis merdiveni ile çıkılıyor. Yanındaki -şimdi ortadan kalkmış olan- yukarı katlara yemek gönderme dolabının ahşap kapağı görülüyor. 1985 yılıda Abut Efendi Yalısı, Abut Efendi'nin kızı Belkıs hanım tarafından satılarak, içi ve dışı esaslı şekilde restore edilmiştir. Bu onarımın ruhsatı şöyledir:
 "Pafta: 173, ada:932, parsel:8
yeni sahipleri: İsmail / Meliha Özdoyuran."
Abut Efendi Yalısı Merdivenler
Zengin oymacılık örneklerinden merdiven korkulukları, 
üst kat sofa balkonuyla bütünleşmiş. 1975

Mimari Biçimi
"Söylenceye göre Dolmabahçe Sarayı (1853) süslemelerinin beğenisi ile bu stil yalılarda da görünmeye başlamış. Yalnız Kıbrıslılar yalısı ve İsmail Paşa yalısında da görüldüğü gibi, bu eğilim dış mimariyi pek etkilememiş, sadece iç dekorasyona dönük kalmıştır. Nitekim burada da, üst katın bir tavanında, tekne tonoz-kubbe profili ve freskleri, kolon başlığı ve korniçaları buna şahitlik etmekledir. Evvelce gördüğümüz gibi eklektizm Anadoluhisarı'ndaki Sedat Bey Yalısı'nı dıştan da sarmıştı.
Abut Efendi Yalısı Kesit - Ö: 1/50
Abut Efendi Yalısı Kesit - Ö: 1/50
Bu yüzyıl sonuna doğru Klassisizm ve Türkizm yalı mimarisi iç-dış elevasyonunun ayrı çizgilerinde birleşmiş görünüyorlar. Abut Efendi yalısında balkon motifinin bir köşe balkonu biçimine dönüşmesi bir başkalık oluşturuyor.
Planda beliren koridor bağlantıları da bu yalıda E şeklinde dolanması da bir yeni uygulama olarak görünüyor, sair plan elemanları geleneksel form ve düzende kalmış bulunmaktadır.
Abut Efendi Yalısı Zemin Kat Planı
Abut Efendi Yalısı zemin kat planı. Ö: 1/50
1/3/5/6/7/8. Oda  2. Mutfak  9/10 Banyo





25 Haziran 2014 Çarşamba

İş görüşmeleri için 5 kritik ip ucu

Bir sonraki iş görüşmenizde, kendinize güveninizi arttıracak daha da önemlisi iş veren üstünde harika bir etki bırakmanızı sağlayacak 5 kritik ip ucunu sizin için derkedik.

1. Araştırma yapın 
Plansız bir iş görüşmesinin başarısız olması kaçınılmazdır. IK uzmanları her görüşmede,  bazen zaman açıkça bazen dolaylı yollardan baş vurduğunuz firma hakkında ne kadar bilginiz olduğuna yönelik sorular sorarlar. Hiçbir firma iş ilanına hiç düşünmeden başvuran birini işe alamak istemez sonuçta. Bu nedenle şirket hakkında temel bilgiler edinmiş olmanız çok faydalıdır. Öyle herşeyi en detayına kadar bilmenize gerek yok, temel olarak sektörde ki yeri, firmanın ürün ve hizmetleri hakkında temel bilgiler yeterli. Firmanın son günlerde yeni çıkan bir ürün yada hizmeti varsa bunu bilmek de fark yaratacaktır. Finans uzmanıysanız geçen yıllardaki kar/zarar miktarı hakkında da fikir sahibi olmakta yarar var. Konu iş görüşmesine gittiğiniz firmaya geldiğinde güvenle sobet edebilmek fark yaratacaktır.


2. Cevaplarınızı önceden hazırlayın
Belirli bir sırası olmamasına rağmen her iş görüşmesinde sorulan belirli sorular vardır. Üstüne üstelik bu sorulardan bazılarının kesin bir cevabı da yoktur. Siz yinede en güçlü/zayıf yönlerinizi, neden o pozisyon için doğru kişi olduğunuzu, iş ortamında sizi olumlu ve olumsuz etkileyen şeylerin neler olduğunu düşünün. Tabii ki bu sorulara görüşme anında da cevap bulabilirsiniz ama önceden düşünmüş olmak daha doğru cevaplar vermenizi sağlayacaktır.

3. Görünüşünüze dikkat edin
Tabii ki işi yeteneklerinize göre alacaksınız ama görüşme sırasında iyi bir etki bırakmak çok önemli. Karşımızda ki kişiyi etkilemenin yoluda dış görünüşümüzden geçiyor. Görüşmeye giderken temiz ve bakımlı olduğunuzdan emin olun. Traşlı olduğu için kimse kimseyi işe almamazlık etmez ama bakımsız bir sakal her zaman sorun çıkartabilir. Giydikleriniz birbirine uyumlu ve ayakkabılarınız mutlaka boyalı olsun.
Genel prensip olarak, baş vuruğunuz pozisyonun bir üst seviyesinde ki kişinin giyineceği gibi giyinmek başarı için altın anahtar.

4. Tedbirli ve sakin olun
İyi bir hazırlık kontrol kalmak için anahtardır. Herhangi bir beklenmedik gecikme için ekstra zaman sağlamay dikkat edin. Görüşme için yola çıkarken trafik sıkışıklığı yada görüşme yapacağınız yeri bulamama olasılığını hesaba katmayı unutmayın. İnsanı görüşmeye geç kalmak kadar strese sokan başka bir etmen yoktur. Görüşme sırasında görüştüğünüz kişinin de insan olduğunu unutmayın. Sinirli bir gününde olabilir, siz de hemen fevrileşmeyin.
Görüşme sırasında üzerinize gelindiğini hissediyorsanız büyük ihtimalle sabrınız ve stresi kaldırabilme yeteneğiniz test ediliyordur. Herşeyin görüşme odasında kalacağını ve bu sınavı geçerseniz işi alacağınızı düşünerek kendinizi sakinleştirin.

5. Soru sorun 
Posizyonla gerçekten ilgilendiğinizi göstermenin en kolay yolu soru sormaktır. Posizyon ve firma ile ilgili en az beş soru hazırlayın. Sorularınızın firma kültürü, çalışacağınız ekip, şirket içindeki geleceğiniz ve şirketin hedefleri hakkında olabilir. Bu soruları da daha önceden hazırlamış olmak görüşmede işinizi kolaylaştıracaktır.

Görüşmenizde şimdiden bol şanslar. Umarız tavsiyelerimiz işi almanızı sağlar.

3 Haziran 2014 Salı

Sokak Çocukları ve biz

Sokak çocuklarından çoğumuz zaman zaman korkuyoruz, sokakta korkulacak o kadar insan varken bunların kafasını "güzel" yapan herneyse işte ondan aldıklarını bildiğimiz için korkuyoruz.



Şimdi kalkıp da kimse onları gördüğümüzde bi yemek ısmarlayalım, oturup sevgiyle saçlarını okşayalım edebiyatı yapmasın. 

Öyle kolay değil o işler, o filmlerde izlediğiniz gibi kendilerini görmezden gelerek yanından gelip geçen insanlara özenip, hayaller kurmuyor, kendini elinde elma şekeriyle hayal etmiyor, elini uzatan  biri olsa onu bu hayattan çekip çıkartsa diye beklemiyor hiç biri.

O çocukları hor görmüyor ya da aşağılamıyor buna her ne derseniz işte onu yapmıyorum.
O hayatı yaşamak kolay değil, hem de hiç kolay değil o yüzden zamanla insani duygularını kaybediyorlar. 
Kendisine saçma sapan davranan birini gördüklerinde bizim gibi muhatap olmamayı seçip, uzaklaşmıyor. Karşılık olarak daha çok saçmalıyor, belki de saldırıyor. Çünkü muhakeme yeteneğini kaybettiriyor hayat ona.

Sonra sen yanından geçerken sağ elinden tuttuğun çocuğunu ona yaklaşınca sol eline geçiriyorsun onun olduğu taraftan yürümesin diye.


Bugün otobüsün önünde 15-16 yaşlarında sokakta yaşadığı her hallerinden belli 2 delikanlı 2-3 yaşında bir çocuğun ellerinden tuttmuş yürüyorlar, o an ne olduysa bilmiyorum durduk, çocuklardan biri şoförün camına doğru “önünde baksana” türünden bişeyler söylüyor, o ana kadar yolculara bile terslenip duran şoför hiç beklemediğim bir şekilde çocuğa açıklama yapıyor; Ben “sana yol vermek için öyle yaptım” dediğini tam olarak duydum. Çocuk durmuyor ama söyleniyor; “görmüyor musun küçük çocuk var” diyor şoför de bir yandan “tamam kusura bakma” falan deyip olayı uzatmamaya çalışırken, otobüsün içindeki yurdum insanı başlıyor söylenmeye, “kaptan ne muhattap oluyorsun devam et”, diyeni de var “kaptan inip dövelim mi?” diyeni de.




Arkadaş o çocuğun üstünde başında aylardır yıkanmayan kıyafetler olmasaydı herkes şoföre saldıracaktı; “Dikkat etsene küçük çocuk var” diye, ama ezilmekten, sınıfsal farklılıktan en ağır şekilde nasibini almış emeğinin karşılığının verilmediği 12 saat mesai yapacağı işine giden insanların çoğu rahatsız oldu bir sokak çocuğuna ‘kusura bakma’ diye açıklama yapılmasından. 


Bu çocukları senin benim gibi insanların yardım etmesiyle kurtaramayız. Daha büyük, imkanları olan kişiler, kurumlar sahip çıkmalı. Herşeyden önce ruhu iyileştirilmeli, ordaki yaraları sarılmalı ki sonra işe güce ya da bir ailenin yanına sıcak bir yuvaya yerleştirilmesi düşünülmeli. O yüzden bunu sen ben yapamayız.
Hümanistliği bir kenara bırakalım gerçekçi olalım; Yapmaya çalışsak kaç tanesine yetişebiliriz ki? 


işte yine gelmiş geçmiş en büyük otoriteye dayamak istiyoruz bu konuda da sırtımızı, devlet baba açsın kollarını sahip çıksın istiyoruz ama devlet baba asıl “aç”ları doyurmakla meşgul şu an da cevap veremiyor. Hem cevap verse ne olacak, bu ülkeye hayrı dokunacağı alenen belli olan, üniversiteli gençlerini öldürenlere eline sağlık diyerek, sırtını sıvazlıyorsa biz ne için kim için yardım bekleyelim?

20 Mayıs 2014 Salı

Aile danışmanlığı nedir?

Aile danışmanlığı nedir?

Aile danışmanlığı; en kaba haliyle bireysel sorunlarımız için gittiğimiz psikolog yerine tüm aileyi ilgilendiren sorunlarımız için, tüm aileyi birlikte danışmaya alan aile danışmanı ile sağlanan psikolojik danışmanlık hizmetidir.


Aile danışmanlığının amacı, aile içinde yaşanan kişiler arası sorunlar olabileceği gibi, tüm aileyi etkileyen ölüm, kronik hastalık, bir aile bireyinin evden ayrılması gibi konularda aile bireylerine destek vermektir. Aile danışmanlığının belirgin ve açık hedefleri vardır. Amaç, ailenin yaşadığı sorunların çözümünün yanı sıra aile bireylerinin birbirlerini daha iyi anlamalarını, belirgin ve esnek sınırlar çizebilmelerini sağlamayı kolaylaştıracak yeni beceriler kazandırmaktır.
 Aile üyelerinden herhangi birinin yaşadığı sorunun etkisi tüm aileyi kapsar ve çözüm sürecinde ailenin tümü belirleyici bir rol taşır. İlişkiler açısından sorunları olan insanların, evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında, çocuklarla ve aile ile ilgili kişisel veya kişiler arasındaki sorunların üstesinden daha rahat bir şekilde gelmelerine yardımcı olur. Aile danışmanlığı, incinmiş duygular, siz ve eşiniz arasındaki veya ailedeki diğer bir kişi ile olan sorunlar, yeni yaşam düzenlemeleri ve çocukların bakımı ve mali düzenlemeler konusundaki sorunlarla ilgili olabilir.


Eşlerin arasındaki sorunların çocuğu etkilemesi veya çocuğun yaşadığı fiziksel, psikolojik, eğitim sorunlarının aile içi dinamikleri etkilemesi kaçınılmazdır. Yaşanan bu sorunların çözümünde aile bireylerine psikolojik destek vermek, aile içi iletişimi güçlendirmek, aile bireylerini birbirlerine duyarlı olmalarını sağlamak aile danışmanlığının amaçlarını oluşturmaktadır.

27 Nisan 2014 Pazar

Evde adım adım Limoncello yapımı

Bu gün İtalya'nın meşhur ferahlatıcı lezzeti Limoncello'nun nasıl yapıldığını adım adım anlatacağım.

Hem klasik tariflere sadık kalırken hem de türk damak tadına daha yakın olması için ufak dokunuşlar yapacağız.

Üstüne üstlük artan limonlardan limonata yaparak sıfır ziyanla günü kapatıp evdekilerden bonus punaları toplayacağız.




1. Limoncello
Maceraya yaklaşık 1 kilo limon alarak başlıyoruz. Burada püf noktası limonların sulu olmasındansa parlak bir sarıya sahip olmasına özen göstermek. Limonların kabuklarında ezik ve leke bulunmamalı.

İşe limonlarımızı güzelce yıkayarak başlıyoruz.





Yıkama işlemi bittikten sonra limonları güzelce kuruluyoruz. Rendeleme sırasında kalan su kararmaya neden olabileceği için bu adıma özen göstermeliyiz.



Sıra geldi rendelemeye. Önemli olan kabukların sarısını alırken beyaz kısmı hiç almamak. Kabuğun hemen altında ki beyaz kısım acı olduğu için limonchellonuza hiç istemediğiniz nahoş bir acılık katacaktır.

Bu aşamada sarımsak rendesi kullanmanızı tavsiye ediyorum. Hem kontrolü kolay hem de doğası gereği sadece sarı tabakayı çıkartmanızı sağlıyor.


Zorlandığınız pütürlü kısımlarda beyazı da rendelemektense sarı kabuğu bırakmanızı tavsiye ederim.
Başta limonları güzelce kuruladığımız için kararma endişesi olmadan tüm limonların sarı kabuğunu rendeliyoruz.


Rendeleme işi bittiğinde limon kabuklarımızı bir litrelik bir şişeye doldurup, üstüne 70 lik vodka ekliyoruz. Zamanla kokusunun geçmemesi için cam şişe kullanmanızı tavsiye ederim.



Vodka'ya gelince bulduğunuz en ucuz markayı kullanabilirsiniz. Son ürünün tadında yapım sürecine oranla Vodka'nın kalitesinin son ürün üstünde çok az bir etkisi var. Ben kişisel olarak likör ve Limonchello yaparken fiyat performans olarak çok başarılı bulduğum Bazzoka markasını tercih ediyorum. Bittiğinde Limonchello'da efsane oluyor.



Herhangi bir hava alma tehlikesine karşışişenin ağzını once streç filmle kaplıyoruz. Ben şahsen kapağı kapattıktan sonra bir kez de kapağın dışından streç film uyguluyorum.


Sırada işin en sıkıcı kısmı olan 40 gün beklemek var. Bu aşamada şişenin ışık almaması çok önemli. Her ne kadar karanlık bir yere koymak kolay bir çözüm olsada şişeyi aliminyum folyo ile kaplayarak tamamen ışık geçirmez bir hale getirmenizi tavsiye ederim.


Aliminyum folyo ile kapladığımız şişeyi karanlık bir yerde yatay pozisyonda saklıyoruz. 10-15 günde bir şişeyi kendi etrafında yarım tur çevirmekte fayda var.

Hem günün geri kalanında serinlemek hem de limonları ziyan etmemek için bu aşamada kalan limonlardan limonata yapıyoruz. Güzel bir limonata tarifini yazının sonunda bulabilirsiniz.

40 günlük sıkıcı bekleme süresinin sonunda şişemizi açtığımızda muhteşem bir renk bizi bekliyor.


Limonchellomuzu güzelce süzüyoruz. Filtre kağıdı bulamamanız durumunda herhangi bir super marketten alabileceğiniz dikişşiz kahve filtresi de iş görecektir.


Başka bir kapta 300ml suda 300 gram şekeri eritiyoruz. Likörleri daha tatlı seviyorsanız şeker miktarını 350 grama'da çıkartabilirsiniz. Bu Limonchelloyu daha tatlı ve içimi kolay yapacaktır. Ancak şekerli olacağı için daha kolay çarpacağını da unutmayın.

Hazırladığımız karışımı şişemize eklediğimizde Limonchellomuz hazırlanmış oluyor. Buz gibi soğuttuktan sonra afiyetle içebilirsiniz.




Kabuklarını rendelediğimiz limonları güzelce sıkıp bir sürahiye dolduruyoruz.




Çıkan su miktarina gore 250-350 gram arası şekeri ve sürahiyi dolduracak kadar suyu ekliyoruz.








Afiyet olsun :)

17 Eylül 2013 Salı

istanbul dalış kulüpleri ve dalış kursları iletişim bilgileri

İstanbul'da ki dalış kulüpleri ve dalış kurslarının iletişim bilgilerini sizin için toparladık ve sürekli güncelliyoruz.

Listeye eklenmek isteyen yeni kulüplerin yorum yazması yeterli.

Anatolian Diving School Nur pasajı No:5
Kızıltoprak/İstanbul

anatoliandive@turk.net
0216
467 5198
0216
369

Ayışığı DiveCenter

www.ayisigidiving.com
Ayışığı Dalış Merkezi - Biber Turizm No 3202
Bağdat Caddesi İclaliye Ap. 24/4
Kızıltoprak / İstanbul
info@ayisigidiving.com
0 (216) 349 56 89 0 (216) 418 23 83

Boğaziçi Sualtı Araştırma
Merkezi
BSAM - BURC
www.burc.com
Söğütlüçeşme Yavuztürk sok
Yavuz apt, N:32, D:1 Kadıköy/İstanbul

info@burc.com
0216
337 9559
0216
330 2115

Bubbleclub Dalış Merkezi
www.divebubbleclub.com
Başa sokak Oral apt 12/2 1.Levent Etiler İstanbul
info@divebubbleclub.com

0212
264 5774

Caddebostan
Balıkadamlar Spor Kulübü


www.bsk.org.tr
İskele Çıkmazı No:8
Caddebostan/İstanbul

info@bsk.org.tr
0216
355 5628
0216
360 5250

Islak Mavi Dalış Okulu

www.islakmavi.com
Fener Kalamış Cad. No.17
Arkabahçe katı Kızıltoprak İstanbul

islakmavi@hotmail.com 
0216
349 1506
0216
349 1528

Turkuaz Balıkadam Eğitim Merkezi Tevfşk Erdönmez Sok. No:22/2 Esentepe/İstanbul

info@turkuazscuba.com
(0212) 213 08 57