5 Nisan 2016 Salı

İstanbul Yalıları - Ahmet Necip Bey Yalısı

Ahmet Necip Bey Yalısı
Ahmet Necip Bey Yalısı
 Körfez Caddesi No: 51. (Pafta 12 / Ada 66 / Parsel 24).

Üslubu      : Neo-Mauresque (eklektik Kuzey Afrika üslubuna benzetilerek İslâmi bir dekorasyon görüntüsü arzusu).
Yapı Tarzı  : Ahşap / bağdadî
İnşa tarihi : 
XIX.yüzyıl sonuMimarı       : İtalyan
YüzölçümüArsası2.400 m2  Binası700 m2
7 Mart 1983 günü çıkan yangında, sadece deniz ve cadde yönündeki yarım duvarları kalmıştı.
Yeniden inşa ruhsatı şöyledir: "Marki Necip Bey Yalısı I. gurup restorasyon inşaatı. Mal sahibi: Ev-San A.Ş.
Mimari Proje mimari: Affan Kırımlı
İşte, yapı tarzı, garip iç taksimatı, yangınları, bahçesinin yol sınırına yapılan yeni kompartımanları, yamaçtaki köşküyle, "Marki" ismi halâ yadırganan Ahmet Necip Bey'in Rumelihisarı sahilleri karşısındaki insanları biraz şaşırtan sahilhanesi...

Yalının Tarihçesi

Cumhuriyet'in başında Fransa'da ölen ve bir Fransız Markisi olan yalının yaptırıcısı, Melike Aliye Hanım'la evlenebilmek için İslâmlığı kabul ederek, Ahmet Necip ismini alıyor -Melike Aliye Hanım'ın birinci eşi Necip Bey, ikinci eşi Av.Sabri Barlas'tır. 1966'da M.Aliye Hanım ve sonra S.Barlas ölmüştür.- ve biraz sonra da (II.Abdülmecid devrinde) yalı ile arkasındaki yamaçta bir köşk yaptırıyor. Kuzey yönündeki yalının rutubeti dikkate alınarak, bu sakıncayı göstermeyecek biçimde yaptırılan küçük köşk yıkılmıştır.

Ahmet Necip Bey Yalısı
Yalı kaloriferli idi, sonra bu kaloriferler sökülüp satılmıştır. Yalı mimar Kâmile Karaali ve erkek kardeşine intikal edince, izaleişuu davası açılıyor. 1973 yılında -maliyenin koyduğu vergi değeri üzerinden- 2.5 milyon liraya, Kâmile Hanım satın alıyor.
Yalının arsası 2.3 dönüm. Sonra Bema Makarna Fabrikası sahibi Kemâl Özdoyuran'ın yalıyı satın alışı, 1977'de Erdoğan Demirören'e satışı; yangın, son sahibi Ev-Sun A.Ş. ve yeniden inşa

Plan Esasları:

Büyük hacimli, üst üste tesadüfen konulmuş gibi, ayrı ayrı bloklar halinde; altında, görüntüsünü daha da ağırlaştıran büyük bir kayıkhane ve dam hatları... Sağ/güney yanı kesilmiş gibi görünüyor. Etrafındaki ve arkasındaki gür yeşillikle, tepedeki köşkü olmasaydı gümrük binası zannedilebilirdi.
Yalının girişi, Boğaz yolunun bilgisizce yükseltilmesi sonucu, acayip bir hal almış. Üç demir kapısı var, sağda garaj, ortada asıl giriş, solda servis kapıları.

Yangından önceki notlarımız:Duvarlar koyu gri, estetiksiz. 51 no'lu ana giriş kapısından adımımızı içeri atınca, hemen yerde (Tarabya'ya gelirken -şimdi Cumhurbaşkanlığı yazlık ikametgâhı olan- Huber Malikânesi'nde olduğu gibi) SALVE yazısı.. (İtalyanca selam; Latince kurtuluş anlamlarında) insan tutunmasa, dik merdivenden aşağıya yuvarlanacakmış gibi bir duygu içine giriyor.

Soldaki servis odaları Kâmile Hanım'ın babasının sonradan yaptırdığı ekler. Alt sofa o kadar yüksek ki, burası hangardan mı bozma diye akla geliyor. Artık deniz odalarındayız. Sofada ve yan odada art nouveau dekorasyon egemen olmuş. Tavanlarda (ithal) metal bloklar kullanılmış. Yan yana olan deniz odalarının önü boydan boya balkon, Boğaz'a hakim. Yalıda, mührü Süleyman denilen (altı köşeli) yıldız motifleri var. Kayıkhane, yahut o zamanki yat sığınağına, kuzey/güney ve batı cephelerinden girişler yapılmış. Zemin katı kesme taştan ve yalının 2/3'lük kısmını kaplıyor. Ancak kayıkhanenin tavanı yüksek tutularak, boşluğunun yaptığı havalandırma ile rutubetin en aza indirilmesi sağlanmış.

Ahmet Necip Bey Yalısı

Büyük kayıkhanede o zamanlar küçük bir yat durur, jeneratörüyle yalıyı da aydınlatırmış. I. Dünya Harbi esnasında devlet yata ve jeneratöre el koymuş. Şimdi tabii elektrik tesisatı bulunuyor.

Necip Bey tepedeki köşke bir köprü ile bağlantı sağlamış ve bir de tünel kazdırmaya başlamış. Fakat Necip Bey ölünce tünel yarıda kalmış;yol 
genişletilirken de (bilinçsizliğin başka bir örneği olarak) bu köprü Belediyece yıktırılmış.

Irak Kralı Faysal -yapı şekli ona yakın gelmiş olacak- Boğaz'da gezerken yalıya uğrayarak kahve içmiş ve satın almak niyetini belirtmiştir.

Sarıyer'in eskilerinden Nihat Hamamcıoğlu "bu yalıyla Trabzon'da Atatürk'e hediye edilen köşk arasında (yapı, kalorifer ve mobilya bakımından) benzerlikler var" demektedir.

Marki Necip Bey Yalısı'nın (1985-1990) restorasyonunda, altındaki geniş kayıkhanesi vitrayla kapatılmış ve önüne rıhtım yapılmıştır.

Boğaziçi'nde "Lale Devri" örneği, birbiri peşi sıra onarımlar yapılırken, iki şey de dikkatimizden kaçmıyor:

1- Eski sahilhanelerin kendilerine özgü özellikleri süratle yitiriliyor;
2- Yapılanların / onarımların ekserisinde üslupsuzlukla, yüzeysellik görülüyor.
 
20 Kasım 1983 tarihli "Boğaziçi İmar Kanunu" nun dondurularak, af yasası çıkarıldıktan sonra, bu yalıda da, cadde yönündeki, gereksiz, üslupsuz, üst üste bindirilmiş kârgir yapılar yapılmıştır.

Ahmet Necip Bey Yalısı

Mimar Lütfi Yazıcıoğlu'nun notu:
"Seçmeci üsluptaki bu yalı, İngiliz markisi tarafından yahudi asıllı bir mimara sevdiği Türk kızı anısına yaptırılmış; daha sonra İtalyan sefareti yazlığı olmuş sonra da özel mülkiyete geçmiştir." 
(Taç Dergisi, Nisan 1977)
 
Mimari Biçimi"Yalının esas binası Fransız mimari katalog örneklerini anımsatıyor. Sivri çatılı kalkanlı üç katlı bu modelin Boğaziçi'ne uyup uymadığı gözetilmeden bir de deniz üstüne kondurulan salonun balkonlu cephe ve kapılarına arabesk bir tarz uygulamakla bir gariplik ortaya çıkmıştır. Boğaziçi sahilhane stili artık bu yıllarda bozulmaya başlamıştı zaten.

Burada, 1980'li yıllarda, mevcut yapının bir de sol yanına, üç dört katlı bir apartıman / yalı kondurulmuş bulunuyor.

Böylece, ilk yapısı ile başlayan ve ondan hemen bir yüzyıl sonraki bu bina ve emsalleri ile, Boğaz peyzajının yozlaşması sürüp gitmektedir.

Yangından sonra tazelenen beyaz ve pembe renk boyalı kitlesi ile yalının sırttaki koyu yeşil fon üzerine izdüşümü yine de pitoresk bir manzara çizmektedir."

4 Nisan 2016 Pazartesi

İstanbul Yalıları - Ahmet Afif Paşa Yalısı / Misbah Muhayyeş / Kemal Uzan Yalısı



Ahmet Afif Paşa Yalısı 1993
Ahmet Afif Paşa Yalısı 1993
İstinye-Yeniköy Yolu no: 261 (eski 35). (Ada 230 / parsel 7)
İnşası: XX. yüzyıl başı (yaklaşık olarak 1910)
(Yalının ilk sahibi Ferendiz hanım olunca, binanın yapılışı 120 yıla çıkmakta: fakat art-nouveau üslubu İstanbul'a 1900'lerde geldiğine ve mimar Vallaury 1900-1910 yılları arasında yalıyı inşa ettiğine göre 85 yıla; fakat Barok karakterleriyle de XVIII. yüzyıl ortasına inmektedir.)
Mimarı: Vallaury
Üslubu: Eklektik (ahşap bağdadî).
Not: 1986'dan sonra Kemal Uzan Yalısı oldu ve harap içi ve dışı yenilendi.

Yalının ilk sahibi Koca Reşit Paşa'nın kızı Ferendiz Hanım;(H.V. Şehsuvaroğlu-İstinye YalılarıCumhuriyet Gazetesi. 6.7.1957)
İkinci sahibi (devrinde iaşe işlerine bakan) Refia Sultan’ın eşi (Beyrutlu) Levazım Dairesi reisi Ahmet Afif Paşa'dır. "XIX. yüzyılda (Turhan Paşa'nın), Ferik Ahmet Paşa'nın, (Kabuli Paşa'nın), (Faik Bey'in) yalıları bu sahile dizilmişti."(İbid, Şehsuvaroğlu)
"Levazım Reisi ve Birinci Ferik Ahmed Afif Paşa (1852-1920) tarafından dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury'ye yaptırılmıştır. Tapuya, Sarıyer, 57 pafta, 230 ada, 21 parsel (eski 7 parsel) ile kayıtlıdır. Setli bahçeden sonra, yalı ve (günümüzde ifraz edilerek ayrı parsel haline dönüşmüş olan) kayıkhanenin yer aldığı rıhtım platformuna inilmektedir. Yalı, bir zemin, iki normal ve bir çatı katı olmak üzere toplam dört katlıdır. Esas girişler sağ ve sol cephelerde düzenlenen üç kollu merdivenler ile sağlanmıştır. Kara tarafında sadece bahçe ile zemin katın bağlantısını sağlayan servis girişleri mevcuttur.

Ahmet Afif Paşa Yalısı Deniz Cephesi
Ahmet Afif Paşa Yalısı Deniz Cephesi. Ö:1/50
Plan düzeni ve cephe sistemi simetrik anlayışla kurulmuştur. Deniz cephesinde yer alan köşe odaların 45 derecelik küçük çıkmalar halinde denize doğru uzanmaları, mimari planlamada ilginç bir özellik olarak karşımıza çıkar. Vallaury, yan cephe dengesini sağlayabilmek için kara tarafına iki kule daha ilave etmiştir. Çatı görünümü bu kulelere ilave edilen aynı tarzda düzenlenmiş bacalar ile (çatı formunu yok edercesine) gayet zengin bir hal almıştır. Deniz cephesinin olağanüstü hareketli görünümüne karşılık, diğer üç cephe olabildiğine sade tutulmaya çalışılmıştır. Seçmeci tarzın bir ürünü olan Afif Paşa Yalısı'nda doğu ve batı mimarilerinin unsurlarından olan soğan kubbe ve dalgalanan saçaklar birarada kullanılmıştır."(Oğuz Ceylan, İstanbul Ansiklopedisi. 1993/I, sf.87-88) 
Yalının mimarı (sahibi bulunan sayın Cemal Muhayyeş'in verdiği bilgiye göre) Osmanlı Bankası’nın mimarıdır. Bilindiği gibi; Osmanlı Bankası'nın mimarı Vallaury olup, Sultan II. Abdülhamit'in saltanatının son yıllarında, XX. yüzyıl başında İstanbul'da binalarını inşa etmiştir.
Yolun karşı sırtındaki koruluğu 17.500 metrekare; yalının arsası ise 3700 metrekaredir. 1950'den sonraki yol genişletilmesi sebebiyle karşı sırttaki -içinde köşkü ve (şimdi harap) ahırları bulunan- korusu ile irtibatını kaybetmiş; yalının arkasındaki demirden köprülü kaskatlı havuzun suyu kesilmiştir. Cihannüma kuleleriyle tanınan, Boğaziçi'nin büyük yapılarındandır. Servis (kârgir) katı ile beş katlı olup; yirmiiki oda ve sofası vardır. Yavaş, yavaş iç kısımlarından harap olmaya başlamıştır. Eski eser hüviyetinde görmeyerek, sahipleri Danıştay'da açmış oldukları davayı kaybetmişlerdir. Yalı yalnız yazlık olarak kullanılıyordu. Cumhuriyetten sonra hanedan yurt dışına çıkarılınca, yalıyı vekilleri satılığa çıkarmış. Muhayyeş'lerden (Rumelihisarı Zeki Paşa Yalısı sahibi Sayın Meliha Baştımar ile akrabadırlar.) dört kardeş satın almıştı. Pera Palas sahibi de olan Misbah Muhayyeş ölünce oğlu Cemil Muhayyeş'e kalmıştır. Şimdi sadece malik olarak Cemil Muhayyeş bulunmakta ve bahçede inşa ettirdiği iki katlı yeni kagir evde oturmaktadır.

Ahmet Afif Paşa Yalısı Sol Yan Cephesi
Ahmet Afif Paşa Yalısı Sol Yan Cephesi. Ö:1/50
Alt katında küçük bir hamamı vardı, şimdi yoktur. Bahçedeki kârgir kısım mutbak ve arabacılara aitti. Soldaki (deniz üzerindeki) şirin ahşap müştemilatın altı kayıkhane, üstü kayıkçıların yeri idi. (1976) Harem ve Selâmlık olarak kuzey ve güneyde iki; ayrıca iki servis kapısı var. Birinci kat: 1 hol, 1 (alafrangaya çevrilmiş) hela, 2 aralık, giriş antreleri, 1 salon; 4 deniz, 3 kara tarafında oda. İkinci kata çıkan merdiven ahşap. Doksan derece sağa dönerek ikinci kata çıkış. Merdiven üzerinde ahşap sütunlu, kafes yaşmaklı ve kemerli bir sofa var. Tavanın ortasında -Osmanlı nişanları biçiminde- sekiz köşeli, yaldızlı zarif kabartma bir yıldız etrafında, nokta; köşelerde daha kuvvetli tesbihler. Bu, kare merdiven üstü tavanın etrafı altın yaldızlı kabartm kıvrık dal. Rahat merdiven başında dökme eski gaz lambaları görülüyor.
Batı tarafında yemek odası, musluk ve taşı. Sonradan şömine tarzında mermer konsol ve ayna konulmuş. Yerler parke; duvarlar düz. Tavan kabartma, işlemeli, duvarlar düz. İki servis merdiveni var. Girişinde eski helalar; biri ofis olmuş, Avrupa işi fayanslar, mermer ve kurnalarıyla banyo odası yalının yapılışıyla beraber. Servis merdiveni çatıya kadar çıkıyor. İkinci kat: yedi oda. Bunlar yatak odaları. Genel görünüm harapça. Kalorifer ve salamandra sobaları var. Köşe odaları cumbalı. Sadece tavanlarında süslemeler var. Bu katta ince uzun bir balkon, ortada salon, kafesler. Yemek odasında şömine taklidi konsollar; üzerlerinde büyük kristal aynalar hala mevcut. Servis katına gelince: Taş, diğer katlar ahşap/bağdadî. Fayanslarında kuş resimleri olan soba da dikkatimizi çekiyor. Bu servis katının tavanı basık. Yerler de taş. Kalorifer kazanı eskimiş. Yalının bütün kapıları sade, ahşap. Üçüncü kat: Bu katta da çok oda ve sofa var. Yandan kulelere çıkılıyor. Dolaplı bir oda, yine balkonlu bir oda. Balkon küçük ve ahşap. Balkon üzerinde ve saçak altındaki dua levhasında (Eski Türkçe; - 3 - 7) tarihinin bazı harfleri kopmuş. 85 senelik gibi okunabilir. Bu bir onarım kitabesi de olabilir.

Ahmet Afif Paşa Yalısı 1989
XX.yüzyıl başında çekilmiş bir fotografta Afif Paşa Yalısı görülüyor.
(Kaynak: Engin Çizgen "Fotografçı Ali Sami, 1866-1936" Haşet 1989)
1908 tarihli Boğaziçi haritası sahil şeridinde yalı, Ahmet Afif Paşa sahilhanesi olarak şöyle gösterilmiştir.
1/5000 ölçekli bu plana bakılırsa, yalı üstten bir makinenin parçası intibaını vermektedir. Ölçeğine göre: Cumbalardan, cumbalara karşılıklı 40 m; kare planlı orta bölümü karşıdan karşıya 28 m; sahilhanenin yüzölçümü de 1120 m2 olmaktadır.
Sayın Cemil Muhayyeş, yalıyı (halen) kullanma imkanını bulamamış. (1976)

Yalının Sarıyer Tapu Sicil Muhafızlığındaki kaydı: Ada 230 / parsel 7
Köybaşı Caddesi
Kayıkhane, bahçe ve bir masura mai lezizi havi sahilhane.
Yüzölçümü (arazisi): 3654.28 metrekare.
Tevhit tashih suretiyle 25.11.1971 tarihinde, Cemil Kemal Muhayyeş, Osman Reis Şeyh Mehmet Ataullah, Kilisli Hüseyin Ef. ve Darüşşafaka ve sırf mülk.
Maileziz: Mihrişah Valide Sultan Vakfından (Terkin edildi: 23.10.1967)
Boğaziçi İmar Müdürlüğündeki dosyasından: (230 ada / 21 parsel)
Sahibi: 1983/Basın TAŞ.
Arsa m2: 2242.28 m2.
İnşaat toplam alanı: 1253 m2.
Uygulama projesi: Sedat Hakkı Eldem

Haluk Y. Şehsuvaroğlu'ndan:
"Çatalca Mutasarrıfı Cevad Bey'in Yalısı altında, Levazım Reisi Ahmet Afif Paşa Yalısı gelirdi. Bu yalı, Büyük Reşit Paşa'nın kızı Ferendiz Hanım'ındı. Ondan sonra Ferendiz Hanım'ın kızı, Celal Paşa'nın refikası Fatine Hanım..
Ferit Celal Paşa Ali Ekrem Bey'in kayınpederi idi. Celal Paşa ile Fatine Hanım ayrıldılar ve Fatine Hanım uzun seneler bu yalıda yalnız yaşadı."
(Ü.Kuyucu-a.g.Tez1965)

Mimari Biçimi
"Geleneksel Boğaz yalıları tipinden ayrı bir yapıttır. Harem ve Selâmlığı aynı çatı altında bulunan yazlık bir yalı idi. Planın esas aksı koni/deniz istikametine açılmıştır: Büyük bir giriş holü, düz merdivenli orta hol, büyük salon ard arda yer almakta. Enine aks başlarında kütüphane ve yemek salonu çıkıntı yapmakta.

Ahmet Afif Paşa Yalısı detay, 1987
Ahmet Afif Paşa Yalısı detay, 1987
Yatak odaları birinci kattaki gibi düzenlenmiştir. Çatı katı planı bir T şeklindedir. Alt katındaki köşe motifleri burada cihannüma oluşturmaktadır. Şimdiye kadar anlatılanlar orijinal biçiminin 1985 restorasyonu ile ortaya çıkan biçimidir.

Yan ve arka cephelerinin nisbeten sade görüntüsüne karşın deniz cephesi çok işlenmiş durumdadır. Genel görünümü ile arabesk ve derlemeci karma bir yapıttır. Abartılı şahniş ve cihannüma kubbeleri ile çatı üstü İslami-Hind mimarisine kaçmaktadır. Mimar Vallaury'nin Osmanlı Bankası merkez binasının batı neo-klasik stilindeki olumlu performansını burada göremiyoruz. Bu yabancısı olduğu ahşap Osmanlı yapısı aranjmanı yapmak isterken oryantal karmaşasına düşmüş olması ile yorumlanabilir".




3 Nisan 2016 Pazar

İstanbul Yalıları - Fethi Ahmet veya Ahmet Fethi Paşa Yalısı

Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1992
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1992
Kuzguncuk Çarşı Caddesi  No:125  (Ada 512 / parsel 21)
Üslûbu      : Geleneksel
İnşa tarihi  : İlk binası XVIII. Yüzyıl sonu; XIX. Yüzyıl başlarında yenilenmiştir. 
(S.Hakkı Eldem, Eski Türk Evleri Plan Tipleri/DGSA, s.186)
Yüzölçümü: Binası 650 m2, 20 oda, 2 mutfak, 7 hol/koridor/antre, 6 sofa, 1 taşlık,
1 hela, 3 banyo, 2 yüklük, 1 hamam, 3 ofis. Arsası 1800 m2
Özelliği      : Dış ve iç planı, eski Türk yapı tarzı örneklerindendir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1926
Fethi Ahmet Paşa Yalısı 1926
Tarihçesi
“Boğaziçi’nin XVIII. Yüzyıl sonu yapısı en güzel yalılarındandır.” 
(H.Y. Şehsuvaroğlu-İst. Ansk. X/5710)

Fethi Ahmet Paşa, bugünkü selamlık bölümünü Defterdan’dan; yıkılan harem bölümünü Şeyhülislam’dan satın almıştır.
“Fethi Paşa’ya İsmet Bey’den intikal etmiştir. Fethi Paşa yalıya bugünkü şeklini vererek, köşkünü yaptırıyor. Fethi Paşa tarafından inşa ettirilen ve Üsküdar tarafında bulunan kısım 1927’de müştemilatı ile beraber yanmıştır.”
(H.Y. Şehsuvaroğlu, Akşam Gazetesi, 12 Şubat 1947) 
Mihrimah Sultan’ın torununun kocası Şeyhülislam’ın yalısı imiş. Bu aileden intikal ediyor. XVIII. Yüzyıl sonunda yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yukarıda kaydedilen İsmet Bey’in kimliği belirlenemedi. Ancak, 1227 (1812) tarihli, halen mermer kitabesi yalı girişinde -yan yatmış olarak duran- İsmet Bey Çeşmesi çağı hakkında fikir vermektedir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Selâmlık Bölümü
Selâmlık Bölümü, 1930'larda
“İsmet Bey Çeşmesi’nin orijinal durumu şöyle idi: Paşalimanı-Kuzguncuk yolu üzerinde, yalının karşısında yamaç duvarında bulunuyordu. Son derece harap vaziyette bulunuyordu. Kitabe mermeri dahi kaybolmuştur. Çeşmenin aynataşı dışındaki kısımları dökülmüş, altından horasan karışımı örtü meydana çıkmıştır. Aynataşı Osman Özdeş’in uğraşıları ile temizlenmiş ve resmi çekilmiştir.”
(Son durumlarını ve kitabelerini belirlemek için Osman Özdeş’in hazırladığı kitaptan 25.12.1977 tarihinde alınmıştır.)
Çeşmenin bânisi Arif Hikmet Bey’dir ve babası İsmet İbrahim hayratı olarak inşa ettirilmiştir.
Birbuçuk kıta’lık olan kitabesinin ancak aşağıdaki tarih beyti belirlenebilmiştir.
Cumhuriyetin başında vaziyet planı
 (Sedat Hakkı Eldem)
Fethi Ahmet veya Ahmet Fethi Paşa biyografisi: Babası Hafız Ahmet Ağa Rodos’lu olduğu için “Rodosizade”; Sultan Abdülmecid’in kızkardeşiyle evlendiği için de “Damad” olarak anılır. 1830’da Ferik (tümgeneral), 1833’te Viyana Büyükelçisi ve biraz sonra müşir (mareşal) oldu. Valilik ve Paris elçiliği yaptı. Ticaret Nâzırı, Meclisi Vâlâ Reisi, Harbiye Nâzırı ve Tophane Müşiri oldu ve 56 yaşında iken ölünce Divanyolu’nda Sultan Mahmut Türbesi bahçesine gömüldü. Bütün bu çeşitli ve önemli görevleri içinde en çok Tophane Müşirliği üzerinde durulur. Yalıyı satın aldıktan sonra ilaveler yaptırıyor. Böylece 234 senelik olan yalının Fethi Paşa devri başlıyor.”
(Fatma Kerimol’dan. 30.06.1976)
Yalı sonra Fethi Paşa’nın hanımına kalıyor. İlk çocuğu Besim Paşa ölmüş, diğer oğlu Mahmut Celâlettin Paşa Cemile Sultan’ın kocası, Taif’te Mithat Paşa ile beraber boğdurulmuştur. Daha sonra yalı Fethi Paşa’nın torunlarına intikal ediyor. Şevket Mocan hisseleri topluyor.
“Boyasından dolayı Pembe Yalı da denilen Fethi Paşa Yalısı’nın 1929-30 yıllarında boyaları dökülmüş ve harap bir hale gelmişti. Bundan sonra yalı Mocan Yalısı olarak da anılmaktadır. Şevket Mocan ölünce “kuzey bölümü” ikinci eşinden kızı Rüya Mocan’a; “güney bölümü” ilk eşinden kızı Ayşe Şemsa’ya kalmıştır.”
(1.     Macide Ekimoğlu – Tez/1970)
(2.     İstanbul Ansk.1971-X/5708)
(3.     İ.A.Gövsa-Türk Meşhurları “İst.Hürriyet Gazetesi Yayını”)

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Harem Bölmü
Harem Bölümü (sağda) yıkılmadan önce. 
Kaynak: S.H.Eldem-Türk Bahçeleri/Kültür Bakanlığı, 1975
Şevket Mocan’ın kızı Ayşe Şemsa, Rumelihisarı burnundaki 4 katlı, taş yalıyı yaptıran Zeki Paşa ile de akrabadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Cumhuriyet Başında
Ahmet Fethi Paşa Yalıları, Cumhuriyetin başında."Harem Bahçesi üç tarafından bina ile çevrilidir. Deniz cephesi ise duvar ile çevrilidir." (Sedat Hakkı Eldem-Türk Bahçeleri)
Yapının Plan Özellikleri
Artık pek ender olarak görülen “geleneksel yapı üslûbu’nun bir örneği olarak, güney, kuzey ve batı yönlerinde, ya eli böğründeli veya ahşap direk destekli çıkmalı odalar vardır. İkinci kattaki sofalar, plan özelliğine göre, salon/sofa şeklinde olmayıp, diğer salon, oda ve servis bölmeleriyle bağlantıyı sağlamaktadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Yemek Odası
Halen, kuzey/doğu köşesindeki yatak odası. Fotograf: Şevket Mocan zamanında yemek odası iken çekilmiştir. Tavan muşambası 1977 yazında sarkmış durumdaydı.

Cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. Harem binası yandıktan sonra “halen de Boğaz’da birçok yalılarda görüldüğü gibi” eski selamlık olan bugünkü bina, iki bölüm halinde harem ve selamlık gibi düzenlenmiştir.
12 m. genişliği, 8 m. derinliği olan 96 m2’lik büyük sofa, desteksiz “sütunsuz” olarak yapılmıştır. Pencere yükseklikleri 4 m.dir. Duvarlar dıştan ahşap kaplama olarak , bağdadî. Güney bahçe üst sofa parkeleri “yıldız tarzı” ve meşin kaplı “AŞ” armalı iskemleleri Bağlarbaşı’nda yıkılan Ayşe Sultan yalısından getirilmiştir. 20 odasının tavanlarının beşi sade, diğerleri Avrupa tarzında ve her oda ayrı desende ve üslûptadır. Şimdi bu yalı, tarihin ve sanatımızın güzel bir yadigarı halinde ayaktadır.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Bölümü
Taşlık, Kuzey bölümü-sağ ve solunda mermer selsebiller ve kanapeler var.
(Masa Fethi Paşa zamanından kalmadır, şimdi üst sofaya çıkarılmıştır.)

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Yemek Odası Kapısı
Eski yemek salonu/yeni yemek odası kapıları(yalının kuzey/doğu yönü)
Cumhuriyet’ten sonra, köşk ve hamamı yol için Belediye tarafından istimlak edilerek; güneydeki mutfak da sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Bugün sadece selamlık binası ile harem bahçesi ve o zamandan kalma, güzel/mermer fıskiyeli/heykelli havuzu kalmıştır. Kuzey/doğuda set üzerinde dikdörtgen havuzlu, bir çeşme de var, fakat suyu kesilmiştir. Yalı -1943/46 yılları arası – varislerinin gösterdiği ihtimamla yenilenmiş ve yıkılmaktan kurtarılmıştır. Yalnız tamir edilmekle kalmamış, içi eski zevke ve usule uygun bir şekilde döşenmiştir.
Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Merdiveni
Taşlığa inen kuzey merdiveni
Sokağın mermer çeşmesi de yalının giriş kapısı yanına nakledilmiştir. Aynı vaziyet A.Hisarı Zarif Mustafa Paşa Yalısı’nda da görülmektedir. Pencerelerden çıkan soba boruları yerine 4 baca yapılmış; pencere kafesleri kaldırılarak yerlerine pancurlar konulmuş; güney/batı odası pencereleri “dört iken” üçe indirilmiştir. Isıtma ilk zamanlarda yok, sonra çini sobalar kuruluyor. 1975 yılından itibaren güney bölümüne kalorifer tesisatı yapılmıştır. Fakat kışın soğuk olmaktadır.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kuzey Cephesi
Kuzey cephesi, çıkma ve ahşap sütunlar
Yazılı notlarımız üzerine, yalıda Ayşe Şemsa’nın 27.09.1990 günü bize verdiği cevaplar:
  1. Yalının şöhret bulunan ismi “Fethi Paşa Yalısı”dır.
  2. Yalı arkasına düşen koru Fethi Ahmet Paşa’ya; ona bitişik olan koru damadı müşir Sait Paşa’ya aittir.
  3. Mahmut Celalettin Paşa Fethi Paşa’nın oğlu idi; Sultan Hamid’in kızı Cemile Sultan’la evlenince Kandilli Sarayı’nda oturmaya başlamışlardı.
  4. Fethi Ahmet Paşa / Mocan Yalısının son malikleri: Fethi Ahmet Paşa’nın torunu Ayşe Mediha Hanım’ın oğlu Şevket Mocan Bey ve kızları Ayşe Şemsa ile Rüya Hanım oturuyorlar.
“Fethi Paşa Yalısı’nın cephesi son onarım sırasında bir hayli bozulmuş olmasına rağmen eski güzellik ve ihtişamını korumaktadır. İlk yapılışı XVIII. Yüzyıl, yenilenmesi XIX. Yüzyıl başlarında olmuştur.”
(S.Hakkı Eldem, Sanat Dünyamız, 1974/1)

A.Fethi Paşa zamanında, Harem bahçesi için İtalya'dan getirtilen mermer statüler

A.Fethi Paşa zamanında, Harem bahçesi için İtalya'dan getirtilen mermer statüler

Mimari Biçimi
“Yalımızı bina eden (banisi) başkası; ama, tanınmıyor. Boğaz’ı renklendiren ilk baştaki bu yalı dömiklasik Türk tarzını koruyor. Bu yapı Selamlık binasıdır; Harem de aynı çatı altında iken, Paşa ayrı bir Harem dairesi yaptırmış. (1830-35) Bu küçük yalı bir kapalı geçit ile büyük yalıya ve bir yol üstü köprüsüyle koruya bağlanmıştır.
Torunları Harem yalısını Tobako Şirketine tütün deposu için kiralamışlar. (!) Sonunda bir gece yanıp kül olmuştur (1924); esas yalı bu afetten kurtulmuş ise de, yol genişletilmesi için (1936-38) harem bahçesi köşkü ve esas yalı hamamını Belediyeciler ve kuzey bahçesindeki kayıkhanesi ile mutfak binası da daha önceden, sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Esas yalının planı Türk evi için karnıyarık dedikleri tiptendir; zemin katına güney/kuzey eksenli uzunlama orta sofasının iki başındaki bahçe kapılarından girilir. Bu taşlık iki bölümlüdür; küçük bölümde tek kollu bir merdiven üst kata çıkar –yanıbaşında hamam geçiliyordu- ve bir çifte kapı ile de büyük taşlığa geçilir, serinlik veren selsebil ögeleri Türk tarzı ise de uç merdivenini yerleştirme ve iki mesned kolonunun volüt başlıklı biçimi Batı tarzı özentisindedir.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Kitabesi
Yalının girişinde (karşı yamaçtan getirilerek) konulan İsmet Bey Çeşmesi tarih kitabesi
Bahçeye çıkılınca, üst kat oda ve çıkmaları omuzlayan ahşap direkler de yabancı biçimlendirmesi nedeni ile Paşa tarafından yapıla gelen eklemelerden sayılabilir. Bu ortası boşluklu iki kollu merdiven üst katla mekânı parçalamış ve oturma sofasının bir giriş holüne dönüşmesine neden olmuştur. Büyük sofa ve devamı olan diğer sofa, deniz yönünde esas odaları ve kara yönünde tâli mekânları birleştirmiş durumdadır. Orta yerinden oturma ve yatak odalarına yer verilmiş, baş tarafta ise, iyice deniz üstüne çıkmalı, Huzur odası ve Yeni oda bir degazman üzerinde toplanmış bulunuyor. Odalarda pencere önü sekileri yoktur; Avrupa’dan getirilen alafranga mobilyalar döşenmiştir odalara, bu eşyalar arasında oryantal yemek takımı da karıştırılmıştır. Tavanların dekorasyon ve profilleri ile kapı biçimleri de batı taklididir.
Bu Avrupaî ekler Paşa’nın kişiliğiyle bağlantılıdır. Damad Fethi Ahmet (Ahmet Fethi) Paşa elçi olarak Avrupa illerinde gördüğü yaşam tarzını Boğaz’a getiren ilericilerden birisi olmuştur.

Harem bahçesi havuz başını donatan statülerini Roma’dan getirtmesi, yeni Harem binası planında görülen son Barok ögeleri, elliptik sofası ile Sadullah Paşa Yalısı yıllarının Avrupaî akımını gütmesi bundan olmalıdır. Fathi Paşa’nın uygarlık tarihimizdeki yeri de pek önemlidir; heykeli sanat olarak alışıklık kazandırmaya götüren Yeniçeri mankenleri ile müzeciliği başlatan (1846-47) odur.
İşte bu Batılı görüş yalı mimarimizde detay yeniliklerini oluşturuyor idi; planın esas karakterini koruması ve cephelerinin de geleneksel espriyi sürdürmesi ile bir mücadele idi bu. Nitekim deniz üstü cephesi pek değişikliğe uğramamıştır, basık ve yarım daire kemer ve pancurları ile çıkmaların konsol biçimini alan eliböğründeleri bunu gösteriyor. Kuzey cephesinde görülen istinat ayakları, camekan şekilli dikey açıklıklı merdiven penceresi de yapı tarzına yabancı ise de esas görünümü zorlamamaktadır. Merdiven pencerelerinden görülen renkli çakıl taşlı zemin mozaiki, eski dönemin bir anısı olarak duruyor.

Fethi Ahmet Paşa Yalısı Zemin Kat Planı
Zemin kat planı

Fethi Ahmet Paşa Yalısı İkinci Kat Planı
İkinci kat planı
Fethi Paşa’dan önceki sahibi İsmet Bey’in bir çeşmesi var; kitabesi yalının bahçesinde duruyor idi ki üzerindeki tarih 1812 (1227)dir, ondan yıllarca önce de yalının ilk temellerini atmış olabilir?
Daha öncesinde Mihrimah Sultan torunu kocasına ait Şeyhülislâm Yalısı adı geçmekte ise de Fethi Paşa Yalısı ile bağlantısı halen belirsizdir.”

2 Nisan 2016 Cumartesi

İstanbul Yalıları - Abut Efendi Yalısı

Abut Efendi Yalısı 1992
Abut Efendi Yalısı 1992

Kandilli - Göksu Caddesi No: 19-21 ( Ada 932 / parsel 8 )
Üslubu: Neo-klâsik
İnşa Tarihi: XIX yüzyıl ortası. (1984-89 yılları arasında esaslı bir şekilde tamir görmüş ve mülkiyet değiştirmiştir.)
Mimarı: Karabet Amıra Balyan (1800-1866)
Yüzölçümü: Yalı:270 m2 Bahçesi: 1130 m2
Altunizade'lerden (Üsküdar'ın Kısıklı'sına giderken, Koşuyolu Caddesi başında cami, hamam, dükkanlar ve konak yaptırmış olan, Abdülmecid devri ticaret ve devlet adamlarından İsmail Fasa ailesinin lâkabı ) Necip Bey (Necip Bey, İsmail Fasa'nın oğlu ve Tuna Baltacıoğlu'nun da babasıdır.) kendisi için, Dolmabahçe Sarayının planından esinlenerek, mimar Karabet Amira Balyan'a bu yalıyı inşa ettirmiştir.

Abut Efendi Yalısı 1974
"Güney ve Batı Cepheleri" Fotograf: San Grafik, 1974
Necip Bey'den, Baron Vandoeuvre, ondan da Mehmet Abut Efendi ( Sultan II. Hamid devrinde. Ticaret Odası, Harbiye Nezareti Mubayaa Komisyonu ve Şirketi Hayriye reisliklerinde bulunmuştur) eşine hediye olarak satın almıştır.
Abut Efendi Yalısı "270 m2. lik" orta büyüklükte tek bir yapı içinde, fonksiyon ayrılığı ve aynı zamanda birliği gösteren, mükemmel bir plan orjinalliğine sahip, Boğaziçi'nin geçen yüzyıldan kalan ender yapılarındandır. Salonlar, sofalar, odalar, merdivenler, balkonlar, mutfak, dolaplar, kayıkhane, yüzme havuzu, hamam, kömürlük, odunluk, çeşmeler, yüklükler, merdivenler, nişler iyi kompoze edilmiştir. Ancak üst kat salonundaki dekorasyonda bir iddia ağırlığı gözleniyor. Yalının tümü 18 oda ve 2 sofa. Üst kat. yarım dikdörtgen bir sofa etrafında dönüyor. Bağdadilerde, hava ve rutubet için sağlam meşe ağacı kullanılmış.

Abut Efendi Yalısı İç cephe
Alt kat, bahçeye bakan doğu/güney köşk odası

Yalının dikkatimizi üstünde toplayan kısmı, ana giriş kapısının karşısındaki merdivene gelince; altta ve üstte -yine-palmiyeli camekanlar. Menteşeler gömme. Merdiven sol ve sağdan dönerek sahanlıkta birleşiyor; sonra tel olarak ikinci kata çıkıyor. Duvarlar mermerşahi taklidi. Merdiven altı yüklük. Merdivenin ve üstünde iki yanındaki altları beyzî balkonların korkulukları, ahşap geniş panolar halinde. Yarım kalp şeklindeki, üst sofa ve merdiven balkonlarının arkası küçük bir sahanlık. Bu merdivenin balkonları, ayakta kalmış yalılar içinde (maalesef sınıf tenzili ile yıktırılıp yerine kârgir bina yapılan) İstinye Recaizade yalısında vardı. Merdive boşluğunun üstü, ışık feneri ve motifi.

İsmail Paşa ve Abut Efendi Yalıları. 1990
İsmail Paşa ve Abut Efendi Yalıları. İsmail Paşa yanarken arkadaki köşk de yanmış 1990'da yeniden inşa edilmiştir

Nihayet, yalının kasır dekorasyonu ve planında; ağır süslemeleri, tabloları, perdeleri, kornişleri, avizeleri ve sütunlarıyla zülveçheyn (iki cepheye de açık) salonu. Balyan mimar, sadece planda değil, perde ve kornişlerde de Beylerbe'yi ve Dolmabahçe sarayları tarzında, yekpare, kabartma armalı ve yaldızlı süslemeler kullanmış.
Zemin katında bir de, pek zarif musluk taşı ile - iki aynalı barok üsluba yakın süsleriyle - mermer kurnalı, devrinden kalma küçük bir hamamı var. Hamam ve mutfak adeta ayrı bir bölüm. Birinci kat koridoruna dönen bir servis merdiveni ile çıkılıyor. Yanındaki -şimdi ortadan kalkmış olan- yukarı katlara yemek gönderme dolabının ahşap kapağı görülüyor. 1985 yılıda Abut Efendi Yalısı, Abut Efendi'nin kızı Belkıs hanım tarafından satılarak, içi ve dışı esaslı şekilde restore edilmiştir. Bu onarımın ruhsatı şöyledir:
 "Pafta: 173, ada:932, parsel:8
yeni sahipleri: İsmail / Meliha Özdoyuran."
Abut Efendi Yalısı Merdivenler
Zengin oymacılık örneklerinden merdiven korkulukları, 
üst kat sofa balkonuyla bütünleşmiş. 1975

Mimari Biçimi
"Söylenceye göre Dolmabahçe Sarayı (1853) süslemelerinin beğenisi ile bu stil yalılarda da görünmeye başlamış. Yalnız Kıbrıslılar yalısı ve İsmail Paşa yalısında da görüldüğü gibi, bu eğilim dış mimariyi pek etkilememiş, sadece iç dekorasyona dönük kalmıştır. Nitekim burada da, üst katın bir tavanında, tekne tonoz-kubbe profili ve freskleri, kolon başlığı ve korniçaları buna şahitlik etmekledir. Evvelce gördüğümüz gibi eklektizm Anadoluhisarı'ndaki Sedat Bey Yalısı'nı dıştan da sarmıştı.
Abut Efendi Yalısı Kesit - Ö: 1/50
Abut Efendi Yalısı Kesit - Ö: 1/50
Bu yüzyıl sonuna doğru Klassisizm ve Türkizm yalı mimarisi iç-dış elevasyonunun ayrı çizgilerinde birleşmiş görünüyorlar. Abut Efendi yalısında balkon motifinin bir köşe balkonu biçimine dönüşmesi bir başkalık oluşturuyor.
Planda beliren koridor bağlantıları da bu yalıda E şeklinde dolanması da bir yeni uygulama olarak görünüyor, sair plan elemanları geleneksel form ve düzende kalmış bulunmaktadır.
Abut Efendi Yalısı Zemin Kat Planı
Abut Efendi Yalısı zemin kat planı. Ö: 1/50
1/3/5/6/7/8. Oda  2. Mutfak  9/10 Banyo





25 Haziran 2014 Çarşamba

İş görüşmeleri için 5 kritik ip ucu

Bir sonraki iş görüşmenizde, kendinize güveninizi arttıracak daha da önemlisi iş veren üstünde harika bir etki bırakmanızı sağlayacak 5 kritik ip ucunu sizin için derkedik.

1. Araştırma yapın 
Plansız bir iş görüşmesinin başarısız olması kaçınılmazdır. IK uzmanları her görüşmede,  bazen zaman açıkça bazen dolaylı yollardan baş vurduğunuz firma hakkında ne kadar bilginiz olduğuna yönelik sorular sorarlar. Hiçbir firma iş ilanına hiç düşünmeden başvuran birini işe alamak istemez sonuçta. Bu nedenle şirket hakkında temel bilgiler edinmiş olmanız çok faydalıdır. Öyle herşeyi en detayına kadar bilmenize gerek yok, temel olarak sektörde ki yeri, firmanın ürün ve hizmetleri hakkında temel bilgiler yeterli. Firmanın son günlerde yeni çıkan bir ürün yada hizmeti varsa bunu bilmek de fark yaratacaktır. Finans uzmanıysanız geçen yıllardaki kar/zarar miktarı hakkında da fikir sahibi olmakta yarar var. Konu iş görüşmesine gittiğiniz firmaya geldiğinde güvenle sobet edebilmek fark yaratacaktır.


2. Cevaplarınızı önceden hazırlayın
Belirli bir sırası olmamasına rağmen her iş görüşmesinde sorulan belirli sorular vardır. Üstüne üstelik bu sorulardan bazılarının kesin bir cevabı da yoktur. Siz yinede en güçlü/zayıf yönlerinizi, neden o pozisyon için doğru kişi olduğunuzu, iş ortamında sizi olumlu ve olumsuz etkileyen şeylerin neler olduğunu düşünün. Tabii ki bu sorulara görüşme anında da cevap bulabilirsiniz ama önceden düşünmüş olmak daha doğru cevaplar vermenizi sağlayacaktır.

3. Görünüşünüze dikkat edin
Tabii ki işi yeteneklerinize göre alacaksınız ama görüşme sırasında iyi bir etki bırakmak çok önemli. Karşımızda ki kişiyi etkilemenin yoluda dış görünüşümüzden geçiyor. Görüşmeye giderken temiz ve bakımlı olduğunuzdan emin olun. Traşlı olduğu için kimse kimseyi işe almamazlık etmez ama bakımsız bir sakal her zaman sorun çıkartabilir. Giydikleriniz birbirine uyumlu ve ayakkabılarınız mutlaka boyalı olsun.
Genel prensip olarak, baş vuruğunuz pozisyonun bir üst seviyesinde ki kişinin giyineceği gibi giyinmek başarı için altın anahtar.

4. Tedbirli ve sakin olun
İyi bir hazırlık kontrol kalmak için anahtardır. Herhangi bir beklenmedik gecikme için ekstra zaman sağlamay dikkat edin. Görüşme için yola çıkarken trafik sıkışıklığı yada görüşme yapacağınız yeri bulamama olasılığını hesaba katmayı unutmayın. İnsanı görüşmeye geç kalmak kadar strese sokan başka bir etmen yoktur. Görüşme sırasında görüştüğünüz kişinin de insan olduğunu unutmayın. Sinirli bir gününde olabilir, siz de hemen fevrileşmeyin.
Görüşme sırasında üzerinize gelindiğini hissediyorsanız büyük ihtimalle sabrınız ve stresi kaldırabilme yeteneğiniz test ediliyordur. Herşeyin görüşme odasında kalacağını ve bu sınavı geçerseniz işi alacağınızı düşünerek kendinizi sakinleştirin.

5. Soru sorun 
Posizyonla gerçekten ilgilendiğinizi göstermenin en kolay yolu soru sormaktır. Posizyon ve firma ile ilgili en az beş soru hazırlayın. Sorularınızın firma kültürü, çalışacağınız ekip, şirket içindeki geleceğiniz ve şirketin hedefleri hakkında olabilir. Bu soruları da daha önceden hazırlamış olmak görüşmede işinizi kolaylaştıracaktır.

Görüşmenizde şimdiden bol şanslar. Umarız tavsiyelerimiz işi almanızı sağlar.

3 Haziran 2014 Salı

Sokak Çocukları ve biz

Sokak çocuklarından çoğumuz zaman zaman korkuyoruz, sokakta korkulacak o kadar insan varken bunların kafasını "güzel" yapan herneyse işte ondan aldıklarını bildiğimiz için korkuyoruz.



Şimdi kalkıp da kimse onları gördüğümüzde bi yemek ısmarlayalım, oturup sevgiyle saçlarını okşayalım edebiyatı yapmasın. 

Öyle kolay değil o işler, o filmlerde izlediğiniz gibi kendilerini görmezden gelerek yanından gelip geçen insanlara özenip, hayaller kurmuyor, kendini elinde elma şekeriyle hayal etmiyor, elini uzatan  biri olsa onu bu hayattan çekip çıkartsa diye beklemiyor hiç biri.

O çocukları hor görmüyor ya da aşağılamıyor buna her ne derseniz işte onu yapmıyorum.
O hayatı yaşamak kolay değil, hem de hiç kolay değil o yüzden zamanla insani duygularını kaybediyorlar. 
Kendisine saçma sapan davranan birini gördüklerinde bizim gibi muhatap olmamayı seçip, uzaklaşmıyor. Karşılık olarak daha çok saçmalıyor, belki de saldırıyor. Çünkü muhakeme yeteneğini kaybettiriyor hayat ona.

Sonra sen yanından geçerken sağ elinden tuttuğun çocuğunu ona yaklaşınca sol eline geçiriyorsun onun olduğu taraftan yürümesin diye.


Bugün otobüsün önünde 15-16 yaşlarında sokakta yaşadığı her hallerinden belli 2 delikanlı 2-3 yaşında bir çocuğun ellerinden tuttmuş yürüyorlar, o an ne olduysa bilmiyorum durduk, çocuklardan biri şoförün camına doğru “önünde baksana” türünden bişeyler söylüyor, o ana kadar yolculara bile terslenip duran şoför hiç beklemediğim bir şekilde çocuğa açıklama yapıyor; Ben “sana yol vermek için öyle yaptım” dediğini tam olarak duydum. Çocuk durmuyor ama söyleniyor; “görmüyor musun küçük çocuk var” diyor şoför de bir yandan “tamam kusura bakma” falan deyip olayı uzatmamaya çalışırken, otobüsün içindeki yurdum insanı başlıyor söylenmeye, “kaptan ne muhattap oluyorsun devam et”, diyeni de var “kaptan inip dövelim mi?” diyeni de.




Arkadaş o çocuğun üstünde başında aylardır yıkanmayan kıyafetler olmasaydı herkes şoföre saldıracaktı; “Dikkat etsene küçük çocuk var” diye, ama ezilmekten, sınıfsal farklılıktan en ağır şekilde nasibini almış emeğinin karşılığının verilmediği 12 saat mesai yapacağı işine giden insanların çoğu rahatsız oldu bir sokak çocuğuna ‘kusura bakma’ diye açıklama yapılmasından. 


Bu çocukları senin benim gibi insanların yardım etmesiyle kurtaramayız. Daha büyük, imkanları olan kişiler, kurumlar sahip çıkmalı. Herşeyden önce ruhu iyileştirilmeli, ordaki yaraları sarılmalı ki sonra işe güce ya da bir ailenin yanına sıcak bir yuvaya yerleştirilmesi düşünülmeli. O yüzden bunu sen ben yapamayız.
Hümanistliği bir kenara bırakalım gerçekçi olalım; Yapmaya çalışsak kaç tanesine yetişebiliriz ki? 


işte yine gelmiş geçmiş en büyük otoriteye dayamak istiyoruz bu konuda da sırtımızı, devlet baba açsın kollarını sahip çıksın istiyoruz ama devlet baba asıl “aç”ları doyurmakla meşgul şu an da cevap veremiyor. Hem cevap verse ne olacak, bu ülkeye hayrı dokunacağı alenen belli olan, üniversiteli gençlerini öldürenlere eline sağlık diyerek, sırtını sıvazlıyorsa biz ne için kim için yardım bekleyelim?