30 Nisan 2013 Salı
Ümraniye Halı Yıkama
Ümraniye, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda uzun yıllardan beri varolan ve artık gelişimini belli bir seviyeye getirmiş olan, kendine has tüketim alışkanlıkları ve oldukça kalabalık bir nüfusu olan, genellikle konut yerleşimleri içeren ve her gelir kesimine hitap edebilen bir ilçedir. Bu yüzden, Ümraniye halı yıkama ihtiyacı bakımından çok ciddi bir yer teşkil etmektedir.
Halı yıkama sektörü her ne kadar son yıllarca ciddi bir büyüme gösteriyor gibi görünmekte olsa da, maalesef birçok bilinçsiz işletme, halı yıkama işlemini araç yıkama alanlarında gerçekleştirmektedir. Halı için oldukça zararlı olan bu tür bir yıkama, hem hijyenik açıdan kusurlu bir sonuç ortaya çıkartmakta, hem de halının ömrünü hızla kısaltmaktadır.
Ümraniye halı yıkama ihtiyaçlarınızı karşılamak için kurmuş olduğumuz son teknoloji ile çalışan bilimsel ve Avrupa Birliği Standartları ile tam uyumlu, biyolojik olarak çözünebilen temizlik malzemeleri kullanan ve dolayısı ile çevreyle dost ve gelecek kuşaklara daha temiz bir dünya miras bırakmayı hedefleyen işletmemiz, güleryüzlü hizmet anlayışı çerçevesinde ve yüzde yüz müşteri memnuniyetini hedeflemektedir. Siz değerli müşterilerimizin beğenilerine nail olmak, bizleri Ümraniye halı yıkama sektörünün alanında uzman ve lider bir firması haline getirmektedir.
Unutulmamalıdır ki, evlerimizde hemen her odanın zeminini halılar oluşturmaktadır. Geleneksel Türk aile yapısı içerisinde, halısız bir ev düşünülmesi dahi mümkün olmayan bir yapı olacaktır. Bu yüzden birçok aile, evlerini yenilerken ya da çocuklarını evlendirirken, en önemli eşya olarak halıları görmektedir ve bunun için de zor zamanlarda kazanılan paralarını harcamaktadırlar. Bu yüzden de, bu halıların yıllara meydan okuyarak ailemiz ve dostlarımızla geçireceğimiz güzel zamanlarımıza eşlik etmeleri gerekmektedir.
Bir halının uzun ömürlü olması, kullanım koşullarına bağlıdır. Bilinçsiz yöntemlerle basınçlı su altında yıkanan ve güneş altında kurutulan bir halı, kısa bir zaman içerisinde yumuşaklığını kaybedecektir. Bu yüzden bilimsel yöntem ile çalışmakta olan Ümraniye halı yıkama tesisimiz, halılarınızı adresinizden teslim almakta, daha sonra da öncelikle otomatik makinalarda kesinlikle el değmeden havalandırma ünitesi ile tozlarını almaktadır. Daha sonra yine otomatik yıkama makinesine alınan halılarınız, burada uzun ve halıya zarar vermeyecek şekilde yumuşak olarak düşük sıcaklıkta yapılan yıkama işleminden sonra, oksitlenmenin ve renk solmasının önlenmesi amacı ile yine otomatik makinelerde kurutulmakta, ve daha sonra uzman personelimiz tarafından ambalajlanarak hijyenik bir şekilde ilk günkü gibi adresinize teslim edilmektedir.
Ümraniye halı yıkama ihtiyaçlarınızı karşılamak için en uygun fiyata en yüksek kaliteyi sunma gayretimizi sürdürmekteyiz ve siz değerli müşterilerimizden gelecek olan telefonları bekliyoruz.
www.umraniyehaliyikama.com
28 Nisan 2013 Pazar
Yumurta kabuğu neden farklı renktedir?
Yumurta kabukları, süt beyazdan kahverenginin muhtelif
tonlarına kadar, değişik renklerde olurlar. Yumurta
kabuğundaki renk farklılığı, tamamen genetik bir olgu olup
kabuğa renk veren boya maddesine ve onu yumurtlayan tavuğun
cinsine bağlıdır. Beyaz ve nisbeten narin yapılı Leghorn
cinsi tavukların yumurtalarının kabuk rengi beyazdır. Rhode
Island, New Hamshire ve Plymouth cinsi tavukların
yumurtaları ise, kahverenginin muhtelif tonlarında olurlar.
Hangi tavuğun ne renk yumurta yumurtlayacağını öğrenmek için tavuğun kulak memesini tetkik etmek yeterlidir. Eğer tavuğun kulak memesi beyazsa, yumurtası da beyaz olacaktır. Eğer kırmızı ise, yumurtası da daha koyu renkli olacaktır. Ancak bilinmelidir ki, beyaz veya başka bir renkte olsun, yumurtalar besi bakımından eş değerdedir.
Yumurta sarısının renginin açık veya koyu sarı olması, tavuğa yedirilen yemin cinsi ile ilgilidir. "Xanthophylls" denen sarı ve portakal renginde boya maddesi içeren yemle beslenen (sarı mısır ve alfaalfa karışımı yem) tavuğun yumurta sarısının rengi, yemin karışım oranına göre açık veya koyu sarı olur. Buğday ve arpa karışımı yemle beslenen tavukların yumurtalarındaki sarının rengi ise, nisbeten açık olur. Eğer tavuk beyaz mısırla beslenirse, yumurta sarısının rengi adeta beyaz olur. Kabuğunun rengi gibi sarının rengi de, yumurtanın besi değerini etkilemez. Buna rağmen yumurta sevenler, sadece psikolojik nedenlerle, yiyecekleri yumurta sarısının koyu olmasını tercih ederler.
Yumurta üreticileri, sarısı beyaz olan yumurtayı, imalatında yumurta sarısı kullanan kozmetik sanayinin ihtiyacını karşılamak için üretirler.
Hangi tavuğun ne renk yumurta yumurtlayacağını öğrenmek için tavuğun kulak memesini tetkik etmek yeterlidir. Eğer tavuğun kulak memesi beyazsa, yumurtası da beyaz olacaktır. Eğer kırmızı ise, yumurtası da daha koyu renkli olacaktır. Ancak bilinmelidir ki, beyaz veya başka bir renkte olsun, yumurtalar besi bakımından eş değerdedir.
Yumurta sarısının renginin açık veya koyu sarı olması, tavuğa yedirilen yemin cinsi ile ilgilidir. "Xanthophylls" denen sarı ve portakal renginde boya maddesi içeren yemle beslenen (sarı mısır ve alfaalfa karışımı yem) tavuğun yumurta sarısının rengi, yemin karışım oranına göre açık veya koyu sarı olur. Buğday ve arpa karışımı yemle beslenen tavukların yumurtalarındaki sarının rengi ise, nisbeten açık olur. Eğer tavuk beyaz mısırla beslenirse, yumurta sarısının rengi adeta beyaz olur. Kabuğunun rengi gibi sarının rengi de, yumurtanın besi değerini etkilemez. Buna rağmen yumurta sevenler, sadece psikolojik nedenlerle, yiyecekleri yumurta sarısının koyu olmasını tercih ederler.
Yumurta üreticileri, sarısı beyaz olan yumurtayı, imalatında yumurta sarısı kullanan kozmetik sanayinin ihtiyacını karşılamak için üretirler.
SOS in açılımı nedir?
Mors alfabesi ile yayınlanıp duyurulan yardım isteme işareti SOS, çoğunluk tarafından İngilizce "Save Our Soul" cümlesindeki kelimelerin baş harfleri olduğu sanılır. Bu nedenle yazılırken de, yanlışlıkla harflerin arasına nokta konur. Halbuki bu harflerin ne bu cümledeki, ne de başka kelimelerle ilgisi yoktur.
SOS'in uluslararası kabul edilip benimsenmesinin nedeni, bu işaretin Mors Koduyla yazılabilen ve yazılışı hatırda en kolay kalabilen harfleri simgelemesindendir. Çünkü Mors kodunda
"S" harfi üç nokta ile ( . . . ), "O" harfi de üç çizgi ile ( - - - ) yazılır.
Diğer harf - işaretlerler
|
a .-
|
b -...
|
c -.-.
|
d -..
|
e .
|
f ..-.
|
g --.
|
h ....
|
i ..
|
j .---
|
|
k -.-
|
l .-..
|
m --
|
n -.
|
o ---
|
p .--.
|
q --.-
|
r .-.
|
s ...
|
t -
|
|
u ..-
|
v ...-
|
w .--
|
x -..-
|
y -.--
|
z --..
|
|
|
|
|
|
0 -----
|
1 .----
|
2 ..---
|
3 ...--
|
4 ....-
|
5 .....
|
6 -....
|
7 --...
|
8 ---..
|
9 ----.
|
|
. .-.-.- |
, --..-- |
: ---... |
? ..--.. |
' .----. |
- -....- |
( -.--.- |
" .-..-. |
||
|
ä .-.-
|
á .--.-
|
å .--.-
|
ch ----
|
é ..-..
|
ñ --.--
|
ö ---.
|
ü ..--
|
Kadınların sesi neden erkeklerden daha incedir?
Ses perdesinin çıkarttığı sesin yüksek veya alçak olması, ses tellerinin uzunluğuna ve kalınlığına bağlıdır. Kadınların ses tellerinin ortalama uzunluğu takriben 10 milimetre, erkeklerinki ise 18 milimetre civarındadır.
İşte bu nedenle, daha kısa olan kadın ses telleri, erkeklere kıyasla daha yüksek tonda ses üretirler. Kadınlar arasında olduğu gibi, erkekler arasında da, ses telleri değişik uzunlukta ve kalınlıkta olanlar vardır, dolayısıyla hem kadınlar hem de erkekler arasında, ses tonu farklılıkları olmaktadır.
Ölü balık neden ters dönmüş bir vaziyette suyun yüzüne çıkar?
Balık ölünce, karnındaki yumuşak doku dekompose
olmaya başlar ve neticesinde oluşan gaz, balığın karın
boşluğunu doldurur.
Bir taraftan karın boşluğuna dolan yoğun gaz, sudan hafif olduğu için balığın karın tarafının yukarı doğru dönmesine sebep olurken, diğer taraftan da, daha çözülmeye başlamamış olan sırtındaki sert etin ağırlığı da, ölü balığın ters dönmesine etken olacağından, o da çaresiz, ters dönmüş bir vaziyette suyun yüzüne çıkar.
Bir taraftan karın boşluğuna dolan yoğun gaz, sudan hafif olduğu için balığın karın tarafının yukarı doğru dönmesine sebep olurken, diğer taraftan da, daha çözülmeye başlamamış olan sırtındaki sert etin ağırlığı da, ölü balığın ters dönmesine etken olacağından, o da çaresiz, ters dönmüş bir vaziyette suyun yüzüne çıkar.
Tıp tahsilini yarım bırakıp kaşifliğe soyunan ünlü gezgin kimdir?
Annesinin ısrarıyla tıp tahsili yaparken,
1894'de tahsilini yarıda bırakıp çocukluk tutkusu olan
denizlerin keşfine soyunan ünlü kaşif, Norveç'li
Roald Amundsen'dir.
Amundsen, başka kaptanların gemileriyle çeşitli keşif gezilerine çıktıktan sonra 1903'de kendi gemisiyle Oslo'dan ayrıldı ve Kuzey Amerika kıtasının kuzeyinde Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus arasındaki Kuzeybatı Geçidi'nden ilk geçen kaşif oldu. Daha sonra Kuzey Kutbu'nu keşfetmek isteyen Amundsen, Amerikalı Robert Edwin Peary'nin oraya bir kaç hafta önce ulaştığını öğrenince, 1910'da Fram adlı bir gemiyle Güney Kutbu'na bir keşif gezisi düzenledi. Güney Kutbu buzullarını son derece başarılı bir yürüyüşle geçti ve İngiliz Kaptan Robert Scott'tan bir ay önce, Aralık 1911'de kutba ulaştı.
Amundsen, 1928'de, Kuzey Kutup Bölgesinde kaybolan arkadaşı Umberto Nobile'li aramak için uçakla yola çıktı. Arkadaşı başkaları tarafından kurtarıldı ama uçağı düşen Amundsen bir daha geri dönmedi.
Amundsen, başka kaptanların gemileriyle çeşitli keşif gezilerine çıktıktan sonra 1903'de kendi gemisiyle Oslo'dan ayrıldı ve Kuzey Amerika kıtasının kuzeyinde Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus arasındaki Kuzeybatı Geçidi'nden ilk geçen kaşif oldu. Daha sonra Kuzey Kutbu'nu keşfetmek isteyen Amundsen, Amerikalı Robert Edwin Peary'nin oraya bir kaç hafta önce ulaştığını öğrenince, 1910'da Fram adlı bir gemiyle Güney Kutbu'na bir keşif gezisi düzenledi. Güney Kutbu buzullarını son derece başarılı bir yürüyüşle geçti ve İngiliz Kaptan Robert Scott'tan bir ay önce, Aralık 1911'de kutba ulaştı.
Amundsen, 1928'de, Kuzey Kutup Bölgesinde kaybolan arkadaşı Umberto Nobile'li aramak için uçakla yola çıktı. Arkadaşı başkaları tarafından kurtarıldı ama uçağı düşen Amundsen bir daha geri dönmedi.
Güney kutbu'nun altında ne var?
Güney Kutbu, sularla
çevrili büyük bir kara parçası olan Antarktika kıtasındadır.
Bu kutbun altı karadır. Ancak günümüzde dahi karanın durumu,
buzulların oluşum süreci, buradaki iklimin dünyanın öteki
bölgeleri üzerindeki etkileri gibi konular tam açıklığı ile
bilinmemektedir.
Güney Kutbu, Kuzey Kutbu'ndan çok daha soğuktur.
Güney Kutbu, Kuzey Kutbu'ndan çok daha soğuktur.

